zaman ve mekan bağımsız üretenler, sistemin dışındaki yetenekler…
eğlenceli bir reklam filmi olmuş. havuz sefası yapan azdır tahminimce, ancak pijamalı çalışanlar tedbir almalı, ne olacaağı belli olmuyor, kim başına böyle birşey gelsin ister ki!
Marketing Türkiye’nin sitesinden ve yine bir çok pazarlama-reklam blogundan heyecanla flash haber olarak duyuralan ve biz evdeofis ahalisinin gayet sıradan ve olması gereken bir durum olarak karşıladığı bir haberimiz var. Bu haberi biz de yayınlamasak olmazdı.
Reklamcı Ali Taran, ATCW’nin sitesindeki veda mektubunda, Kasım 2008′de geçecekleri yeni home-ofis sistemini anlattı. İşte o mektup…
Ali Taran’dan veda
35 yıldır reklamcılık, bir başka deyişle reklam ajansçılığı yapıyorum.
Biraz ince hesap yapınca 38 yıl gibi görünüyor ama, arada askerlik var, şişme salon var, demek 35 yıl gerçeğe yakın bir süre.
Evet doğrudur, bazen yoruldum. Bazen kırıldım. Bazen kızdım. Bazen küstüm.
Ama hiç bıkmadım. Hiç sıkılmadım. Hiç şikayet etmedim. Ayaklarım hiç geri geri gitmedi reklamcılıktan, belki, yaratıcılıktan demek daha doğru.
Hamdolsun, bu ülkede reklamcı + yaratıcı + dahi + dürüst denildiğinde, adı her zaman akla gelen 0 - 5 kişiden biri oldum.
Hoş, reklamcı + zor + pahalı + paragöz + geçimsiz denildiğinde de adı her zaman akla gelen
0 – 1 kişiden biri de oldum ama ona da eyvallah.
Yıllar boyu, hakkımda duyduğum ‘çoğu şişirme, uydurma, türetme, yapıştırma, sallama, gazlama, üfürme, köpürtme fıkracıklar, hikayecikler, masalcıklar’ reklamcılıkla ve yaratıcılıkla aramı açmadı. Açamadı.
35 yıl her gün evden ajansa gittim, her gün ajanstan eve geldim. Gün hesabına vursak ne çıkar kim bilir.
Bu 35 yılın 1973’ünde Burçak doğdu. 1990’ında Kuzey doğdu. Allah Razı Olsun.
1986’sında Babam Selahattin göçtü. 1995’inde Annem Bedia göçtü. Allah Rahmet Eylesin.
Meslek büyüklerimin bazılarını saygıyla, bazılarını Rahmet’le anmadan asla geçmem. Hepsinden öğrendim. Hepsi ‘reklam ajansçılığı’nı kendi tarzlarına göre yorumlayarak uyguladıklarından, bana da yıllar içerisinde, kendi tarzımı oluşturacak bir temel kazandırdılar. Hepsine şükranlarım var.
35 yılın her döneminde, bulunduğum ajansa ‘en erken gelen kişi*’ hep ben oldum.
Bunun nedeni, Kadıköy’de yaşadığım yıllarda, trafikten kaçmaktı. Sabah 06.00 – 06.30 gibi ajansa gelir, 08.30’a kadar derin çalışır, ajanstaki arkadaşlar geldiklerinde, ben ‘yaratıcılık günümü’ çoktan tamamlamış olurdum.
1974 yılında, 20 ay süren askerlik döneminde, erken güne başlama konusunda ihtisas yapma imkanını buldum.
Alışkanlık oldu, derken huy oldu, derken adet oldu, derken disiplin oldu, derken kanun oldu,
35 yılı aşkın, her gün ajansa 06.00 – 07.00 arası geldim.
Ama hiç kapıda kalmadım. (Demek benden önce gelen biri ya da birileri hep vardı mıydı yoksa?*.)
Ajansa gelişini anladık da, ya ajanstan gidişin? diye soranlara kısa bilgi olsun için söylüyorum, 17.30 ya da mevsimine göre 18.30 oldu mu ajanstan hep çıktım.
Kendim de çıktım, arkadaşlarımı da çıkarttım.
30 – 35 yıldır, gece geç çalışmamız toplam 37 saati, hafta sonu çalışmamız toplam 54 saati geçmemiştir. Benim için de, arkadaşlarım için de.
Devamsızlığım da, olsa olsa metoduyla hesaplandığında, 35 yılda, 33 - 49 gün falan eder.
Demek, iş ve özel, hayatımın 35 yıldan fazlasını ki bu bütün hayatımın koskocaman bir bölümü eder, ajansta ve ajanslarda geçirdim. Önceleri daktilo başında, sonraları bilgisayar başında. Ama hep ajansta, hep işin başında.
Artık veda zamanı geldi.
Geç bile kaldım sayılır.
Ajansta bulunmalara, evden ajansa gelmelere, ajanstan eve gitmelere, ajansta tuvalet sırası beklemelere, ajans toplantılarına, karşılıklı konuşmalara, ne giysem acabalara, trafikte sıkışmalara, yollarda ömür tüketmelere, kocaman bir nokta koyuyorum.
Hiçbirini özleyeceğimi de sanmıyorum.
Hepsinin yolu açık olsun. Hepsine hakkımı helal ediyorum.
Allahaısmarladık ajansçılık. Sana uğurlar olsun, ben taptaze, yepyeni, bembeyaz bir sayfa açıyorum hayatımda inşallah.
Hoşça kal.
ATCW yani Ali Taran Creative Workshop’ımı ATCW HomeOffice sistemine geçiriyorum. Türkçeleştirmeye kalkışırsak, ATCW EvOfis denilebilir.
Tam 6 aydır, denemesini yapıyoruz. Sonuç, ummadığınız kadar heyecan ve ümit verici.
Tüm çalışanlar, mesai saatleri içinde, canlarının çektiği, paşa gönüllerinin dilediği yerlerde bulunuyorlar. Bir Videofon, bir BlackBerry, bir Laptop, bir Desktop, bir Scanner, hangisi gerekiyorsa, yanlarında.
İstanbul dışına çıkmak isteyen 7 gün önceden, yurt dışına çıkmak isteyen 15 gün önceden bildiriyor, onay istiyor.
Görev konumu uygunsa, ister Marmaris’e gider, ister Erbaa’ya gider, ister Londra’ya gider, ister İstanbul’da kalır, ister New York’a gider. Hatta gitmekle kalmaz yerleşir, kendi bileceği iştir.
Konuşma yok, yazışma var. Yazışma bol cc’li, bcc zorunlu olmadıkça kullanılmıyor.
Kampanya, senaryo, taslak, strateji, konu neyse ne, tartışma, fikirleşme ve de müşteriyle görüşme hatta sunum bile İnternet üzerinden e sunum olarak yapılıyor.
E sunum yüz yüze sunumun süslü püslü olmayan hali. ‘Fikir’ varsa süsünü püsünü kimse aramıyor zaten?
Mesela filmi kim mi anlatıyor e sunumda? Yazılışın kendisi anlatıyor. Filmin StoryBoard’u çizilmiyor artık, filmin Story’si yazılıyor. ‘Canlandırmalı Hikaye’si de denilebilir.
Bir ATCW ShowOffice var. Türkçesi ATCW ShowOfis. Aslında 500 m² bir toplantı salonu.
Bize ait. Müşteriyle ya da kendi içimizde mutlaka görüşmek gerektiğinde, gerekli kişiler, belirli süreler için oraya gidiyor. Orada sürekli yalnızca 2 sekreter bulunuyor, 2 de özel kurye.
Müşterinin ofisine mi gitmek gerekiyor, gerekli kişiler o gün o saatte oradayız. Müşteriyi ATCW ShowOfis’e mi davet ettik, o gün o saatte oradayız.
ATCW Server ve ATCW Santral bünye dışında, kiralanmış, yeterli bir kapasite.
Bir bakmışsınız, işler çoğalmış, ATCW olmuş 250 kişi, bir bakmışsınız işler azalmış,
ATCW olmuş 25 kişi.
Sığdık sığmadık yer sorunu yok.
Çay, kahve, gazoz, ayran, servis sorunu yok.
Bizde pek olmasa da, brain storming adı altında, gevezelikler, uçmalar kaçmalar,
‘yüksek sesle düşünüyorum’lar, ‘atıyorum’la başlayan atmalar, evelemeler gevelemeler tarih oldu.
Kıyafeti kötüymüş, ayakları ojesizmiş, saçları berbatmış, ayakkabısı ne biçimmiş, tıraş olmamış, saçını taramamış, gürültülü yürümüş, alçak sesle konuşmuş, yüksek sesle konuşmuş, niye konuşmuş, niye konuşmamış, çok yemiş, az yemiş, nerede kalmış, neden gecikmiş, kim gelmiş, kime gelmiş, evvel zaman içinde, kalbur zaman içinde diye başlayıp anlatılacak tatlı birer anıcık oldu hepsi.
Ne zaman mı bu sisteme %100 geçiş yapmış olacağız?
Kasım 2008. Bu yıl.
Nereden mi aklımıza geldi bu ATCW HomeOffice işi?
Hani ATCW BoatOffice uygulaması yaptık ya Mayıs’tan Ağostos’a kadar. Baktık, verim arttı,
hız arttı, zaman arttı.
Sonra biraz konuştuk aramızda.
Dedim ki arkadaşlara, ‘Diyelim yıllardır zaten HomeOffice sistemi varmış ve biz de herkes gibi bu sistemle çalışırmışız. Bir gün ben gelip sizlere diyorum ki, arkadaşlar yakın bir tarihte yeni bir sisteme geçiyoruz. Bir işyerimiz olacak, buraya kısaca ajans diyeceğiz, ve artık her gün, hepimiz ajansa geleceğiz ve sabah 08.30 ile akşam 17.30 arası ajansta birlikte bulunacağız. Öğlen de 1 saat yemek molamız olacak.’
‘Ne derdiniz bana?’
‘Yanlış anlamadıysak, siz bizim, sabah saat 06.00 gibi yola çıkıp, yaz kış bakmadan, saatlerce yol tepip, yol parası, benzin parası, köprü parası -hadi diyelim o farkı maaşlara ilave edersiniz- verip saat 08.30’da iş yerinde yani ajans dediğiniz yerde olmamızı, akşam da yine aynı eziyet, kasvet, boğuşma eve dönmemizi istediğinizi mi söylüyorsunuz? demez miydiniz?’ dedim.
‘Derdik’ dediler.
Ben de size ‘Evet aynen öyle’ demez miydim?
O zaman siz ‘Tamam da Ali Paşa, bunun nedenini öğrenebilir miyiz? demez miydiniz?’ dedim.
‘Derdik’ dediler.
Peki ben bu soruya ancak ne cevap verirdim dedim, galiba ‘E yüzünüzü bir görmeyeyim mi arkadaşlar?!’ derdim, ‘Başkaca mantıklı bir cevap bulamıyorum inanın’ dedim.
ATCW HomeOffice Vatan’a Millet’e hayırlı olsun inşallah.
Ali Taran
ATCW HomeOffice
Philadelphia
evdeofis.com’dan dipnot: yazının orjinalini atcw.com’dan okuyabilirsiniz. Yazı içinde bir paragraf küfür olduğundan bu bloga eklerken silindi. şuursuca yazılan bu paragrafın doğru tanımı için buraya bakınız.
Her ne kadar beyaz, artık ev boyanırken tercih edilen renk olmasa da; uzmanlar evde ofis kurarken rahatlık açısından bu rengi tavsiye ediyor.
Gelişen teknoloji ve değişen çalışma yaşamı koşullarıyla ev hayatı ile iş hayatı iç içe geçmeye başladı. Uzayan çalışma saatleriyle evde düzen kurmaya çalışmanın beraberinde getirdiği gerginliğin, çoğunluk apartman dairelerinde yaşadığı için oda ayıramayacağından ev ofisini iyice planlamak bir zorunluluk haline geldi. Beyaz ise modası geçmesine rağmen, ferahlık vermesi bakımından uzmanların tavsiye ettiği başlıca rengi oluşturuyor. Salonunuzun, yata odanızın, hatta mutfağınızın bir köşesini ofis olarak hazırlayabilirsiniz. Faks makineleri ve bilgisayarlar gibi artık ofisler de küçülüyor. Ayrıca, dizüstü bilgisayarların LCD ekranların, İtalyan dizaynırlara gerek bırakmayan modern masa ve sandalyeler sayesinde şık bir görünüm elde etmek mümkün hale geldi. Yani, öylesine bir masanın üstüne bilgisayar atmaya ve kağıtlarla dosyalarla kaplamaya gerek yok.
Sadece bilgisayarı kapatın
Ev ofisinizi planlarken gerektiğinde yalnız kalmak isteyeceğinizi unutmayın. Kitaplarınızı ve ofis eşyalarınızı sığdırabileceğiniz, birden misafir çıka geldiğinde dağınıklığı hemen gözden kaybedebileceğiniz bir düzenlemeye gitmeniz gerekiyor. Herhangi bir odanın bir bölümünü ofis olarak ayırdığınızda beyaz mobilyaya ağılık vermeyi unutmayın. Tüm duvarı boydan boya rafla döşemeniz pratiklik kazandırır. Yatak odanızda ofis bölümü ayırdıysanız, sürekli kitap, belge ve kırtasiye eşyası görmek istemezsiniz. Bu nedenle dolaplarınızı ve rafları kapaklı yaptırmanız iyi olur. Kapaklı dolap veya rafın yatak odası dışında bir oda için de avantajları var. Böylelikle, bilgisayarınızı kapattığınız anda tek yapacağınız dolap kapaklarını kapatmak olacak. Birçok apartman dairesinin mutfak girişinde kullanılmayan hol olur. Yetirince genişse, holü boydan boya camla ayırarak ofis yapabilirsiniz. Camla ayrıldığı için hem ışık alacak hem de evde olup bitenleri görebileceksiniz. Evde ofis kurarken, dikkat etmeniz gereken bir diğer nokta da kurduğunuz elektronik aletlerin kablalorını saklamak olmalı. Bunu da basit düzeneklerle sağlayabilirsiniz.
kaynak: Sabah Gazetesi
Amatör olarak fotoğraf çekmeyi seviyorsanız ve biraz daha uğraşıp iyi işler çıkartırım diyorsanız, bu işten iyi para da kazanabilirsiniz. Yurtdışında bir dolu fotoğraf sitesi var. Bizde henüz etkin bir örneğini görmedik. Gettyimages bu sitelerin başında geliyor. Shutterstock, dreamstime, stockexpert ilk akla gelenlerden.
Istockphoto.com ise şu anda dünyanın en geniş komünitesine sahip, iyi para kazandıran royalty-free stock fotoğraf sitesi. Siz de kendinize ve işinize güveniyorsanız buraya üye olarak, fotoğraflarınızı satmaya başlayabilirsiniz. Fotoğraf meraklılarının iyi bildiği 3ayak.org sitesindeki şu makale oldukça işinize yarıyacak. Üstelik aynı yazı üzerine burada da uzun uzadıya yorumlar yapılmış. Dikkatlice inceledikten sonra siteye üye olup, para kazanmaya karar verirseniz, üyelik adımlarında öncelikle çalışmak istediğiniz bölüm için kısa bir testi cevaplamanız gerekecek.

Fotoğraf testinin cevapları bizden size hediye olsun:
1. All recognizable faces require a model release, including crowds:
true
2. Logos are acceptable in wide angle photographs:
False
3. Identifiable design marks, such as the 3 stripes for Adidas or the Nike swoosh, are allowed if the name is removed:
true
4. Landmark buildings such as the Sydney Opera House or Empire State Building require a property release to be used as royalty-free stock:
true
5. A model release is required for a self portrait:
true
6. The photographer can witness their own Model/Property Release:
false
7. A simple snapshot is acceptable; iStock does not require quality in composition:
false
8. It is acceptable to protest a rejection in the iStock forums:
true
9. It is acceptable to copy the composition of another photographer’s work :
false
10. Photographs should be upsampled or interpolated to the maximum XXL size:
false
11. The above example contains (tiger mask):
Compression
12. The above example is (wall light):
Unacceptable lighting
13. The above example is (flamingo):
Unacceptable texture detail
Bu sorulara doğru cevapları verip, testi geçtikten sonra üyeliğinizin onaylanması için 3 adet örnek fotoğraf çalışmanızın site adminleri tarafından istockphoto standartlarına uygun bulunması gerekiyor. Bu iş öyle kolay değil. Ama üzerine çalışır ve çaba gösterirseniz sonunda iyi paralar kazanabilirsiniz.
Kolay gelsin…
Bu makaleyi İnsankaynakları.com’da okumuştum. 2001 tarihli bir çalışma. “Evdeki devlere” örnek olan, herkesin yakından tanığı kurumsal firmaların esnek çalışma uygulamalarından bahsediyor. Buyrun efendim:
Alternatif Çalışma Programları
Yeni ekonominin değiştirdiği kurallardan birisi de ‘dokuzdan beşe, Pazartesi’den Cuma’ya’ klasik çalışma takvimi. Bilgi yönetimi önem kazandıkça, altın yakalı çalışanların güçleri ve seçenekleri de arttı. Artık, firmalar entelektüel sermayelerini ellerinde tutmak için daha esnek olmak zorundalar. Türkiye’de de şirketlerin ‘esneklik katsayıları’nın arttığını gösteren sevimli uygulamalara tanık olmaya başladık: Serbest kıyafet uygulamaları, şirkette film gösterimleri, çalışanlardan oluşan koro veya tiyatro grupları, toplu Boğaz gezileri, piknikler, kokteyller, ve daha neler neler… Neredeyse kendinizi sanki şirkette değil de üniversite kampüsünde hissedeceksiniz. Hedef aynı: Daha az stres yaşayan, devamsızlığı azalan, daha mutlu, daha sadık, daha verimli çalışanlar.
Özgürlüğümü istiyorum!
Çalışanların iş ve yaşam dengesini kurmalarında da önemli rol oynayan bu uygulamalardan bir gruba ‘alternatif çalışma programları’ adı veriliyor.
Esnek Çalışma Saatleri (flextime): Bu yöntem kolaylığı ve ucuzluğu nedeniyle firmalar tarafından tercih ediliyor. Çalışanlar eşit sayıda saatte çalışmak koşuluyla gün içinde istedikleri saatleri tercih edebiliyorlar. Çok sayıda firma 10′dan 15′e gibi ana saatlerde çalışanın firmada olmasını zorunlu kılıyor ancak geliş ve gidiş saatlerini esnek bırakıyor. Bazı firmalar da gün ortasında esnek bir bant uygulaması ile çift vardiya oluşturuyorlar. Andersen’da da yaz saatleri uygulaması ile çalışanlar yaz aylarında saat 16′da işten çıkabiliyorlar.
Evden Çalışma (Telecommuting): İletişim için teknolojik imkanları kullanarak düzenli bir şekilde evden çalışma yöntemi giderek artıyor. Özellikle kendi kendine motive olmuş ve işleri sık yüz yüze etkileşim gerektirmeyen profesyonellerin çok sayıda olduğu genç bilişim şirketlerinde daha çok kullanılıyor. Ulaşıma giden masraf ve zamanın tasarruf edilmesinin yanısıra, evden çalışma ile bölünmeler yaşanmadığı için verimlilik artışı da sağlanıyor.
Sıkıştırılmış İş Günleri: Daha az sayıda işe gelip daha uzun saatler boyunca çalışma yöntemi. Örneğin, günde 12′şer saatten haftada 3 ya da 4 gün işe gelme gibi.. Özellikle talebin ve iş yoğunluğunun fazla olduğu günlerde kişinin uzun süre çalışması firma için daha iyi olabiliyor.
Yarı Zamanlı İş (Part-time work): Tam zamanlı iş takviminin yarısı kadar işe gelmesi sonucu çalışana daha az ücret ödenmesini kapsar. Özellikle bebeği olan kadınlar için bu seçenek çok çekici. Yarı zamanlı çalışanlar zaman yönetiminde daha etkili davrandıklarından daha verimli olabiliyorlar. Ancak bu çalışanların profesyonel yaşamlarında yükselme olanakları da büyük ölçüde sınırlanabiliyor.
İş Paylaşımı (Job Sharing): Bu uygulamada iki çalışan, tam zamanlı çalışan bir kişinin sorumluluklarını beraber yerine getirir, eşit yarı maaşla yetinirler. Özellikle aynı çalışma stillerini ve benzer kişilik özelliklerini paylaşan çalışanlar tarafından bu yöntem daha elverişli olarak kullanılabilir. Uygulama sırasında iki çalışanın birbiriyle sıkı bir iletişim içinde olmaları şarttır. Bunun için de iki çalışanın e-posta kullanmaları, aynı masa ve telefonu kullanmaları, birbirlerinin dokümanlarına erişebilmeleri, ve en az haftada bir ikisinin de işyerine gelmesi gerekmektedir.
Dünyadan ‘En İyi Uygulamalar’
Biz; evden çalışanlar, freelance iş yapanlar, zaman ve mekan bağımsız üretenler, sürekli işleyen beyinler ve marifetli eller, sistemin dışındaki yetenekler… Nasıl yaşarız, nerde çalışırız, nerden iş buluruz? Evdeofis yaşamı iyileştirmek için neye ihtiyacımız var? Biz evdeofis yaşam biçimini paylaşmak için burdayız. Burası bizim krallığımız!