Hayal-ist: Özlem Ella Onuk ve hayal yapbozunun parçalarını birleştirmek
Hayallerinizi ertelemekten yorulmadınız mı? Sizi mutlu eden yerde, mutlu olduğunuz işi yapmak ne kadar zor olabilir ki? Size ilham verecek biri var burada. O bir Hayal-ist. Hayal yapbozunun parçalarını birleştirmeyi öğrenmek için Özlem’in hikayesine kulak verin.
Hayallerinin izinden giderek Sydney’den İstanbul’a yerleşen Özlem Ella Onuk, İstanbul’un ruhuna atfettiği tasarımlarının, fotoğraflarının ve sıradışı projelerinin yer aldığı Hayal-ist’i, Sydney’den İstanbul’a uzanan gerçek yolculuğunu ve freelance hayatını anlattı.
Hayatın olağan seyrine kendimizi kaptırmış, kimi zaman boğuşmalar, koşuşturmalar, kimi zaman durup soluklanmalar, sonra yine kaldığımız yerden devam eden bir düzen içinde yaşıyoruz her birimiz. Kaos, karmaşa, endişe… bütün stres sıfatları hayatın tam orta yerindeyken kendi hikayemizi yaşamaya çalışıyoruz. Çoğu zaman şikayet ediyoruz ondan bundan, bazen bir şeyin eksik olduğundan emin, ama eksikliğin sebebinden bihaber geçiyor günler. Çok az huzurlu, nadiren dingin. Hep bir hayali taşıyoruz içimizde. Gerçekleşeceği günü umutla bekliyor, ama o hayale gidecek adımı atmak için gereken cesareti bir türlü bugünde bulamıyoruz.
Google efendiye “kariyer nedir?” diye sorduğunuzda farklı sitelerde aynı cümle listeleniyor:
Kariyer, mesleğimizi yaparken koyduğumuz hedefler doğrultusunda iş deneyimi kazanırken, gerekli eğitimleri alıp, mesleki ve bireysel açıdan kendimizi gerçekleştirme sürecimizdir.
Kariyer bu ise, kariyer hırsı içinde kendi hayatı ellerinin arasında akıp gidenler bu tanımda bir şeyi eksik yapıyor: kendini gerçekleştirme. Belki de bu yüzden son zamanlarda “kariyer” danışmanları, kart vizitlerinin üzerinde “kariyer ve kişisel gelişim danışmanı” şeklinde düzenlemeler yapar oldu. Belki de bu yüzden kariyer koçları, yaşam koçluğuna terfi ediyor…
Toplumca kariyer peşinde koşarken, bırakın kendimizi gerçekleştirmeyi, iş stresi, zamansızlık bahaneleriyle, ailemizden, sevdiklerimizden en acısı da kendimizden kaybeder olduk. “İş” ve “kariyer” kavramlarının yaşam kalitesini artırmak için sadece birer araç olduğunu fark edenler ise, alışılmış kuralların dışına çıkma cesaretini gösterebiliyorlar. Hayallerini, hayattan beklentilerini ve “kendilerini gerçekleştirmek” için hayatlarının akışını bir anda değiştiriyorlar.
Özlem Ella Onuk, en büyük hayalini gerçekleştirmek için hayatına bambaşka bir yön veren cesur insanlardan biri. Avustralya’daki 3. kuşak Türklerden biri olan 1980 doğumlu Özlem, kendini ve hayallerini gerçekleştirmek üzere Sydney’den İstanbul’a uzanan bir maceranın gerçek kahramanı…
Özlem, 2006’da Sydney’deki Universal Magazine şirketinde grafik tasarımcısı olarak çalışırken masasında duran İstanbul resimlerine bakıp, 7 tepeli şehrin kıyılarına vuran hayallerini düşlüyordu. 2003’te üniversite yıllarındayken ilk kez geldiği İstanbul, bu büyüleyici şehrin kendisi , 10 günlük bir tatil ziyaretinin sonunda, Özlem için, sancısı yıllar sürecek bir aşka dönüşmüştü. Avustralya’ya döndüğünde ise artık hayat için bambaşka planları vardı. İstanbul’u ilk ziyaretinden 3 yıl sonra, ailesini, işini ve doğduğundan beri yaşadığı yerleri bırakıp İstanbul’a yolcu olmaya karar verdi.
Özlem şimdi aşkla bağlı olduğu İstanbul’u yaşamak için İstanbul’da yaşıyor. Şirketlere İngilizce dersleri vererek ve freelance grafiker olarak İstanbul’da çalışıyor. Hayal-ist , Özlem’in kendi hayatından yola çıkarak hazırladığı sıra dışı bir proje. Günden güne şekil alıyor. Projenin en büyük amacı, insanlara hayal kurmaları için cesaret vermek…
Türkiye’de yaşayan gençlerin büyük çoğunluğu başka bir ülkeye yerleşmek için can atıyor. Sen ise Sydney gibi rüya şehirlerden birini bırakıp, İstanbul’a yerleşmeyi seçtin. Seni buraya çeken şey neydi?
Evet Sydney’i rüya şehri olarak gören çok kişi var. Ama benim için rüya şehir İstanbul. Aslında bir şehri rüya gibi yapan nedir, bunu tartışmak gerekiyor. Düzen mi? Temiz olması mı? Kurallar mı? Evet, bunların hepsi Sydney’de vardı. Ama en önemlisi eksikti. En azından benim için. Ruh. İstanbul’un ruhu var.
Ve ben bu ruhu hissettim. Hissediyorum… hissedincede hayal kurabiliyorum. Ve böylece, ben oluyorum. Bu yüzden kendime hayal-ist diyorum.:)
İstanbul’a döndüğünde, belirsizliklerle dolu bir serüven mi bekliyordu seni , yoksa kalacağın ev, iş bulma gibi konularda önceden plan yapmışmıydın ?
Ben bavuluma sırf hayallerimi doldurup geldim. Beni ne beklediğini bilmiyordum. Ama kendime inanıyordum, İstanbul’a güveniyordum ve seviyordum. Ve bu 3 kelime sürpriz dolu bir yolculuk için cesaret vermeye yeterliydi. İlk senemde bir şirkette fulltime grafiker olarak çalıştım, ama bir şeyi fark ettim: ben İstanbul’da sadece yaşıyordum. Ama bu yolculuğa İstanbul’da yaşamak için değil, İstanbul’u yaşamak için çıkmıştım. Hal böyle olunca ben de freelance çalışmaya sıcak bakmaya başladım.
Ailen nasıl karşıladı bu kararını?
Kızınız tek başına 20 milyon kişilik bir şehre gitmek istiyor. Evet, bu, her anne baba için çok korkutucu bir şey. Üstelik dünyanın öbür ucuna, Sydney’den İstanbul’a. Peki Neden? Çünkü kızınızın bir hayali var. Evet, bu ailem için de benim için de zor bir karardı. Ailemle ilişkim o kadar güçlü ki. Onların bana inanması ve güvenmesi de bu güçlü ilişkimizin bir sonucu. Annem, babam ve kardeşimin hayalimi desteklemesi , benim için hayalimin yarısını başarmak demekti. Ve ben dünyanın en iyi ailesinin bir parçasıyım. Aramızda binlerce kilometreler olsa da, biz o kadar da yakınız.
Freelance tasarımcılığın yanında bir de şirketlerde ingilizce dersleri ve özel ders veriyorsun. Bu derslere nasıl başladın?
İstanbul’a yolculuğa çıktığımda plansız ve yalnızdım. Yol beni nereye götürürse oraya doğru gitmeye hazırdım. Kendimi İstanbul’a bıraktım diyelim. Yol karşıma, öğretmenliğin kapısını çıkardı.
Aslında ben buna öğretmenlik de demeyi sevmiyorum. Ana dilim İngilizce, ve bildiğim şeyi iyi anlatıp, bildiklerimi iyi şekilde paylaşabildiğimi fark ettim. Aslında öğrenciler fark ettirdi bunu bana. Ben sadece ne biliyorsam onu paylaşıyorum, buyüzden buna öğretmenlik diyemiyorum. Bilgimi paylaşırken ben de çok şey öğreniyorum. Bu çok tatmin edici bir şey benim için. İngilizce dersleri vermeye ilk olarak Wallstreet Institute’ de başladım. Sonra özel ders istekleri geldi. Bu alanda kendimi geliştirdim, tefl sertifikası aldım. Şu an da haftada 4 gün özel şirketlerdeki çalışanlara ders veriyorum ve ozel derslere de devam ediyorum. Bu arada bir de kendi öğretim stilim olduğunu fark ettim
Tasarımcı yönüm ve ingilizce öğretme süreci benim kariyerimi çok farklı bir şekilde dengeliyor, ve bundan çok mutluyum.
Bize biraz “hayal-ist”den bahsedebilir misiniz? “hayal-ist” tam olarak nedir?
Hayal-ist’i aslında henüz Sydney’deyken tasarlamıştım. Hayal-ist’ i markalaştırmaktı hayalim. Bunu İstanbul’da, İstanbul için yapmak istedim. İstanbul’a onun için geldim aslında. Bu ismi İstanbul’da bir şekilde yaşatmalıydım ama hiç bir planım yoktu. Tabi ki tasarımla ilgili bir şeyler olacağını düşünüyordum ama kesin bir şey yoktu. İşin özünde İstanbul’u tanıtmak istiyordum ve bunu hayal-ist ile yapmak istedim. Hayal-ist şu anda kuruluş aşamasında olan bir şirket haline geldi. Hayal-ist’i yaptığım tasarımlarla, çektiğim fotoğraflarla, marka haline getirmeyi amaçlıyorum.
Grafikerlik, fotoğraf çekmek uğraşlarımın dışında bir de çocuk kitabı projem var. Bunun üzerine çalışmaktayım şu sıralar. Bu çok eşsiz bir proje. İçeriği, çocuklar, eğitim ve İstanbul olan bu proje bir ilk olacak. Ve şimdiye kadar bu projeden bahsettigimde çok olumlu tepkiler aldım… ve bu beni mutlu ediyor ve daha çok teşvik ediyor.
Hayal-ist’in hikâyesini, kendi hikâyemi herkesle paylaşmak istiyorum ve başkalarına hayal kurmak için çok şey gerekmediğini ve bunu yaptığım işlerle, projelerle gösterip anlatmak istiyorum. En önemlisi birilerine ilham vermek istedim. Hayallerinizi gerçekleştirmek için çok para gerekmiyor bence. Hayal kurmak için gerekenler öncelikli olarak şunlar -hayal yapbozunun parçaları – Merak etmek, Fark etmek, Sevmek, Önce kendini gözlemlemek, Dinlemek ve Üretmek…
Herkes hikâyesini kendi yazar. Bu hikayenin içinde kendine ait bir ‘hayalinin’ de olması da o hikayeyi o kadar fazla renklendirir ve o kadar dorukta tutar.
Hayal-ist’te sıra dışı projeler yapmak istiyorum diyorsun. Aklında neler var mesela?
Hayal-ist olarak çektiğim fotoğrafları bir sergi de görmek isterim. Hayal-ist ‘gift books set’ tasarlamak isterim. Hayal-ist postcards. Hayal-ist cocuk kitabım, hayalim. Ve olacak ![]()
Hayal-ist, yani ben, Sydney’den bir bavulla geldiğim için bu projeleri tasarlamak ve gerçekleştirmek için doğru zaman dışında, bir de doğru enerjiyi yakalamam gerekiyor. Hayaller için büyük düşünüp ve doğru anda gerçekleştirmek çok önemli. Birikim, bilgi, farklilik ve farkindalik gerekiyor ve ahhh tabikii sabır!
Ben sezgilerine göre hareket eden biriyim. Bir şeyi sırf yapmış olmak için yapmak bana göre değil. Harekete geçeceğim zamanın doğru zaman olduğunu bilmem ve bunu hissetmem gerekiyor.
Bir de hayal-ist kids projesi var. Anadolu’nun farklı illerinde, köylerde ihtiyaç sahibi minik öğrencilere yardımcı oluyorsunuz. Bu çok güzel bir sosyal proje. Nasıl çıktı ortaya, kimler destekliyor bu projeyi?
Çocukların ayrı yeri var benim hayatımda. Zaten anaokullarında da eğitmen olarak çalıştım. Dünyanın en üretken en doğal varlıkları onlar. Hayal-ist’ i kurarken hep çocuklar için bir şey yapma isteğim vardı. Eğitim benim çok önem verdiğim bir konu. Bir gün evde, çağdaş yaşamın hikâyesini izliyordum ve o an, hemen hayal-ist-kids i düşünüp tasarladım. facebookda hemen bir grup kurdum. Arkadaşlarıma ve aileme anlattım. Köy okulları sitesine girdim ve o gece 5 köy okulunun öğretmenlerine mail attım. Hayal-ist-kids olarak kırtasiye ihtiyaçlarını gidermek istediğimi yazdım. 2 gün sonra 3 öğretmenden cevap geldi. İki hafta içinde arkadaşlarımdan (word of mouth) ile yardım topladım, Sydney’den de katılan oldu, Sonra Eminönü’ne gittim, toptan kırtasiye buldum, bütün ihtiyaçları aldım ve açıkçası üzüldüm. Çünkü çok cüzi bir rakama bütün ihtiyaçları giderdik. Ve bu mu? Diye soru işaretleri oluştu.
İlk okulumuz Muş oldu, sonra Mardin ve tekrar Muş’a kırtasiye yollandı. Öğretmenler çocukların sevinç resimlerini mail attıklarında çok, duygulandım ve mutlu oldum. İşte budur. Hayal-ist budur. Ve hayal-ist-kids’i büyütmek istiyorum. Oradaki çocukların hayalini öğrenmek istiyorum ve hayal etmenin ne kadar önemli olduğunu onlara anlatmak istiyorum. Ve tabi ki ilerde bu okulları da tek tek ziyaret etmek dileğim. Çocukların fotoğraflarını çekmek isterim, ve onlara fotoğraflarını hediye etmek isterim. Kaç tane kendi fotoğrafları vardır acaba?
Homeoffice çalışmak yurtdışında çok yaygın. Ancak bizde hala önyargılar var. Tepkilerle karşılaştığın oldu mu?
Bunu, evet sonradan fark ettim. O yüzden birkaç kişi, “virtual” ofis kiralamamı önerdi. Bir ofis sahibi olmak, daha profesyonel görünmenizi sağlayabiliyor. Ama ben işimden, kendimden ve yaptıklarımdan bahsedince önyargı diye bir şey kalmıyor. Zaten şu önyargılarımızı tamamen kaldırırsak, o kadar daha özgür kişiler ve özgün işler göreceğimize inanıyorum.
“Evin her yeri benimdir” diyerek her köşede çalışabilir misin yoksa özel bir çalışma odan var mı? Çalışma ortamında en sevdiğin şey nedir?
Ben açık ortamları severim. Zaten İstanbul’u da bir ‘open plan city’ olarak görüyorum. Tabi ki bu düşünce ile bir küçük oda da çalışamam, bana geniş ve açık ortam gerekiyor. Bu yüzden salonumun bir tarafı çalışma ortamım. En sevdiğim sey diye bir şey yok. Çünkü çalışma ortamımdaki ‘her’ şeyi özenle seçip, alıp, özenle bir yere koyarım. Çalışma masamda canlı çiçek bulunması beni gülümsetiyor, duvardaki resimlerim bana şanslı olduğumu hatırlatıyor, kalemlik olarak kullandığım özel İstanbul kupalarım benim için özeldir, kitaplığıma baktıkça, kitaplarım; david e carter, paul arden, seth godin…bana ilham veriyor, oyuncak kolam nerden geldiğimi hatırlatıyor, özenle çizimler ve kelimelerle kapladığım kutularıma baktıkça buradaki sebebimi hatırlıyorum. Ve arada atıştırmak için yaban mersini ve cevizi de bir masamın olmazsa olmazları haline geldi.:)
İş söz konusuyken disiplinli mi çalışırsın yoksa saatleri belli olmayan bir çalışma tarzın mı var?
Şu an işimi severek ve zevk alarak yapıyorum ve bu da tüm hayatıma yansıyor. Disiplin önemli evet. Ama işimi ben iş olarak görmüyorum, severek yaptığım bir hobi gibi. Eğitimde zaten saatlerim belli, tasarımı da gece yapmayı tercih ediyorum. Asıl bunun dışındaki saatler benim en kıymetlim. Çünkü kalan zaman İstanbul’u anlamak, tanımak, ve dinleyerek geçiyor… Galiba İstanbul benim en özelim
Evden çalışmasaydın, sabah 9 akşam 6 bir işin olsaydı İstanbul’un tadını bu kadar çıkarabilir miydin?
Ben çıkarırdım:) İlk İstanbul’a geldiğim sene, hafta da 50 saat, grafiker olarak bir şirkette çalışıyordum ve İstanbul’u yine fazlasıyla gezmiştim. Önce merak etmekle başlıyor galiba. Ve üşenmeyeceksin. Ama şimdi kendi saatimde, kendi zamanımda İstanbul’un tadını çıkartmak bir başka oluyor, ve tabi ki daha keyif verici.
İstanbul gelmeden önceki beklentilerini karşılıyor mu şu anda? Hayal ettiklerini bulabiliyor musun?
Gelmeden önce zaten bir beklentim yoktu. Çok para kazanırım, en iyi şirketlerde çalışırım gibi beklentilerim hiç olmadı. Benim beklentim hayatın bana acaba neler getireceği idi. Doğru yerde olduğumu biliyordum o kadar, bu bana yetiriyordu. Hayatı da, beklentilerimizi de dengeli tutmak gerektiğine inanıyorum. Bazı şeyleri de akışına bırakmalı… Düşüncelerinizi ve sezgilerinizi aynı seviyeye getirdiğiniz zaman gerçekleştirmek istediğiniz hayali daha rahat kurgulayabileceğinize inanıyorum. Benim gibi. Ben şimdi, İstanbul’da hayalimi yaşıyorum ve bu çok muhteşem bir duygu, heyecan dolu bir yolculuk. Kısacası ben Sydneydeydim. Ve Istanbuldum. Çünkü ben hayalistim.
Popularity: 5% [?]
Bir yorum yazabilir, sitenizden takip edebilir ya da RSS kaynağı ile yeni içerikleri takip edebilirsiniz.














genelde türkiyeden yurtdışına gidenlerin hikayeleri böyle oluyor. ters açıdan gelen güzel bir hayat hikayesi bu. merak ettiğim şey hayal kurmak gerçekten öğrenebileceğimiz bir şey mi?
bu yazıyla ilgili bir fikriniz var mı?