RenkliTasarımlar.com: bir ev atölyesi, bir sanal dükkan ve bir “evrene ekme” hikayesi
Yıllar yıllar önce kurduğunuz bir hayal, yıllar yıllar sonra gelip sizi bulabilir mi? Evet, geçmişte evrene ektiğiniz tohumlar, bir gün tam da kendi evinizin ortasında filizlenebilir. Sonra o filizler yaprağıyla, çiçeğiyle çoğalıp, sanal dünyadan, gerçek dünyaya yayılabilir. RenkliTasarımlar.com işte böyle bir hikayenin adresi.
Hani bazen yabancı bloglarda, ya da etsy.com‘da renkleri, desenleriyle iç çektiren eşyalar görürsünüz. Bazen bir yastıktır bu, bazense bir çanta. Yastığın üzerine aplike edilmiş bir motif çeler aklınızı ya da çantanın kenarına iliştirilmiş bir gül tam onikiden vurur kalbinizi. RenkliTasarımlar.com aynı etkiyle yakalıyor insanı. Siteyi dolaşırken, evinizdeki en rahat kanepenin üzerini, oturmaya yer kalmayacak kadar çok Renkli Tasarımlar yastıklarıyla doldurmak istiyorsunuz. Hatta mümkünse her yastığın üzerine tasarım ismini yapıştırmayı geçiriyorsunuz içinizden: Pinky Birdy, Sevgi Yastığı, Nazar Yastığı…. Sadece yastıklar değil. Renkli Tasarımlarda çantadan, mutfak aksesuarlarına, masa örtüsünden, runner‘a daha bir çok güzel tasarım var. Buradaki son derece profesyonel, şık ve trendy ürünlerde ise Sema Aksu Meydancı‘nın el emeği göz nuru var.
Sema Hanım, Marmara Güzel Sanatlar Fakültesi moda tasarım mezunu. Ama merak etmeyin, onun el emeği ürünlerini renkli birer “tasarım“a dönüştüren sadece bir diploma değil. Sema Hanım resim, edebiyat gibi sanatın her dalıyla iç içe. Hayatı en renkli halleriyle yaşamayı seçip, kendi hayatına da bu renklerle yön vermeyi becerebilmiş biri. Sema Hanım, Tween, Mithat Selection, IGS gibi güçlü markalar için hazırlanan tasarımlarla geçen 13 yıldan sonra artık eve dönme vakti geldiğine karar verir. Daha üniversite yıllarında başlayan bu uzun ve yorucu iş hayatının ardından, anneliğin ve üretmenin keyfini doyasıya çıkaracağı bir hayata adım atar. Önce resim, sonra öykü çalışmaları derken 2009′da Renkli Tasarımlar çıkar ortaya.
Renkli Tasarımları, kendi evindeki çalışma odasında üreten Sema Hanım ile, internetteki başarısını, evden çalışmanın zorlu ve keyifli yanlarını konuştuk. Sema Hanım’ın evden çalışmak konusundaki deneyimleri, benzer şekilde evden çalışarak bir şeyler üretmek isteyenler için, hem iş hem de yaşam hakkında altın değerinde tavsiyeler içeriyor.
Renkli Tasarımlar’ın başlangıç hikayesi neydi? İnternetten satma fikri nasıl çıktı ortaya?
İnternetin son yüzyıla damgasını vuran müthiş bir teknolojik gelişme olduğunu kabul etmeyen yoktur herhalde. Bazen anketlerde internet kullanım sıklığıyla ilgili sorulara rastlarım. Bu soru bana genelde gülünç gelir, çünkü neredeyse uyku saatleri dışında internetten uzak olduğum saat yok gibidir. Seyahat hâlindeyken bile en azından telefonumla maillerime mutlaka bakarım. Tabii bu kadar yoğun internet kullanımı Renkli Tasarımlar’ın başlangıcından sonra oluştu. Ama öncesinde de, bilgi kaynağı olarak internet her zaman yanı başımdaydı. Alışverişten, sözlük kullanımına kadar her tür başvuru adresim ilk önce internettir.
Bu durum sadece bana özgü değil. İnternetten her tür işini, eğlencesini, seyahat plânını, iletişimini ve daha pek çok etkinliğini yürüten çok sayıda insan var. Gerçek dünyanın yansıdığı “sanal” bir dünyadır internet; cafelerin, mağazaların, imalatçıların, bankaların, hatta kliniklerin bile yer aldığı, hayal edilenin gerçeğe dönüştüğü bir dünyadır…
Bu dünyanın bu kadar içindeyken, “Neden olmasın?” diye düşünüp, internetin ara sokaklarından birinde dükkânımı açmaya karar verdim ben de. Gerçek dünyadan daha az risk taşıdığı düşünülecek olursa, ticari anlamda oldukça mantıklı bir başlangıç adımı gibi duruyordu. Ne mutlu ki evrene ektiklerimi biçiyorum; bu düşünceyle gelişen başlangıç adımı beni mutlu edecek noktalara getirdi daha şimdiden.
Renkli Tasarımlar’ın başlangıç hikayesi de yine bir “evrene ekme” durumudur aslında. Çocukluğumda, bize çok uzak görünen 2000 yılında ne durumda olacağıma dair hayaller kurardım. Henüz bir meslek kararını alamayacak kadar küçük yaşlarımdaydım, ama nedense evimdeki kocaman, bembeyaz bir çizim masasında kendimi çalışırken ve yerdeki beyaz halının üzerinde, bembeyaz tulumları içindeki bir bebeği de oynarken görürdüm. Bu bembeyaz hayalim bana, çocuğumla bir aradayken işimi de yürütebileceğim bir geleceği taşıdı. Kendimi bildim bileli, bulduğum her kâğıt parçasına resimler yapardım. Sonra resimler tasarımlara dönüştü. Üniversitenin ilk yılından itibaren iyi firmalarda Moda Tasarımcısı olarak çalıştığım bir kariyer geçmişim var. Oğlumun doğumundan önce bu dönemin kapanması kararına varıp, işimden ayrıldım. Evdeki yeni hayatımın ilk başlarında edebiyat dünyasıyla daha yoğun ilgileniyor gibi görünsem de, o dönemlerde resim çalışmalarımın yanı sıra küçük küçük üretimler de yapmaya başlamıştım. Ve bir gün adres netleşti, kararım kesinleşti ve Renkli Tasarımlar sanal dükkânı böylelikle açılmış oldu.
Bir çok insan bazen zevk için bazen de gelir sağlamak için birşeyler üretip internetten satma çabası içinde. Fakat internette isim yapmak hiç de sanıldığı kadar kolay değil. Oysa Renklitasarimlar.com‘un geçmişi çok eski olmadığı halde internette hızla tanındı. Bu işin sırrı nedir, nasıl başardınız bunu?
Öncelikle başarı olarak tanımladığınız için teşekkür ederim. Benim bir sırrım yok. Bir iddiam yok. Hedefim yok. Büyük maddi kazanç sağlamak gibi bir kaygım yok. Ben sadece içimde yükselen volkanı alıp, sükûnet içinde, ellerimde şekillendiriyorum. Birkaç sene önce domates yetiştirme hayaliyle toprakla hiç olmadığım kadar haşır neşir olmuştum. Her detayını özenle plânlar ve her tür işlemi vaktini kaçırmaksızın yerine getirirdim. Hasat zamanı geldiğinde, henüz tek bir kırmızı domates bile yetiştirememiştim. Ama aynı dönemlerde toprağa gelişi güzel ayağımla batırdığım bir kiraz çekirdeği fidan oldu, şimdi ağaç olma yolunda ilerliyor.
Bizler her tür başarının ardında disiplinli bir çalışma dönemi olduğuna kendimizi o kadar kaptırmışız ki, sadece sağlam ve iyi niyetle hayatı akışına bırakmanın önemini fark edemiyoruz. Akışa sıklıkla müdahale ediyoruz. Ben hiçbir tasarımımın akışına müdahale etmem. Önce hayal ederim ve uygulamaya koyulurum. Ancak, tasarım ortaya çıkarken ısrarla aynı noktada aynı hataları tekrarlıyorsam anlıyorum ki o model kendini başka şekilde tamamlamak istiyor. Daha önce de çok kez örneklemişimdir; sayısını hatırlamadığım kadar çok sattığım Nazar Yastığı, aslında bambaşka bir tasarım olarak başladığım, ancak hatalar sonucu bu son haline gelen bir modeldir. Keza son zamanlarda en çok ilgi gören Çanta “SUMMER”ın da ilk tasarımı bu son hâlinden oldukça farklıydı. Dinliyorum; içimden yükselen sesi, modelin anlattıklarını, malzemenin anlattıklarını… Sonra o yolda tamamlıyorum ve “Beğenilir mi? Satılır mı?” kaygısından uzak olduğum için, hepsi kendi yolunu, sahibini buluyor. Ne mutlu…
İnternet üzerinden satış yapmanın da tabii ki olmazsa olmaz kuralları var, bunlara özen göstermeye çalışıyorum. Alıcı ürünü doğal koşullarında görüp, dokunamadığından, ürünle ilgili tüm detayları vermek durumundasınız. Bunu en başta fotoğraflarla sağlayabilirsiniz. Ben beyaz bir zeminde, bol gün ışığını içeren ortamda, fotoğrafın içine başka objeleri katmaksızın ve çok açıdan fotoğraflamayı tercih ediyorum. Çektiğim fotoğrafların, gerekiyorsa ışık değerlerini ya da ölçülerini fotoğraf düzenleme programlarıyla düzenliyorum. Eğer varsa hatalarını bile göstermeye çalışıyorum ki alıcının eline geçtikten sonra bir sürpriz yaşamasın. Ayrıca ürünün malzemelerine ve ölçülerine dair tüm detayları yazmaya çalışıyorum. Adımı, iletişim adresimi ve satın alma konusundaki tüm detayları da yine sitede belirtiyorum. Bu da insanların şüphelerini en aza indirgiyor kanımca.
Ama bu gibi teknik gerekliliklerden başka, satışlarıma ve beğenilere etkisi olduğunu düşündüğüm bir sırrı illâ ki vermemi isterseniz, bu “teşekkür” olmalı. Elime geçen malzemelere, makineme, fikrimi yoğuran kalbime, bedenime, sağlığıma, hatta iğneme ipliğime ve en çok da fikirlerini paylaşan herkese teşekkür ederim ben. Mesela makinemin adı ‘Safiş’tir. Oğlum üzerine Safiş’in bir resmini çizip yapıştırdı, onunla sohbet ede ede dikeriz işlerimizi. Her çalışmasından sonra ona hep içtenlikle teşekkür ederim.
Teşekkür ettiğim her malzeme, daha çok fikir çağrışımıyla gelir önüme, teşekkür ettiğim her seferinde daha bir güzel çalışır makinem, teşekkür ettiğim her satın alan kişi, yanına birini de katar gelir alışverişe ve kendime teşekkür ettiğim her an, daha da üretme şevkiyle dolarım.
Size de çok teşekkür ederim.
Renkli Tasarımların daha fazla kişiye ulaşması için sosyal medyayı kullanıyor musunuz?
Facebook’a dönem dönem yeni çalışmalarımı ekleyip, takipçileri haberdar ediyorum. Facebook hesabımı da Twitter’a bağladığım için otomatik olarak orada da aynı çalışmalar yayınlanıyor. Twitter’ı şu anda etkin biçimde kullanamıyorum ama yakında amacına uygun kullanmayı istiyorum. Eskiden bloguma yazardım ve içimden geçen cümleler bir adres bulurdu. Şimdilerde içimde birikiyor. Ve bunları twitter’a kısa kısa aktarmak istiyorum.
Renklitasarimlar.com’da Blogger temalarından birini kullanıyorsunuz. Ürünleriniz kendi sitenizin dışında Pasaj.com‘da ve son teklif.com‘da da yer alıyor. En çok nereden sipariş alıyorsunuz? Profesyonel bir e-ticaret sitesi yaptırmayı düşünmediniz mi?
Sipariş yoğunluğumu mail yoluyla ulaşanlar oluşturuyor. İçlerinde perakende siparişlerin yanı sıra toptan siparişler de var. İkinci olarak da Pasaj kanalıyla geliyor. SonTeklif şu an benim için de çok yeni, zaten kuruluşu da kısa bir zaman öncesine dayanıyor bildiğim kadarıyla. Ama taksitli satış imkânı sunduğu için orasının ileriki günlerde daha ilgi göreceğini sanıyorum.
Profesyonel bir site fikri her zaman gündemimde oldu. Ancak bunun benim için iki dezavantajı olduğunu düşünüyorum. Blog dünyasının bir sıcaklığı ve samimiyeti var. Normal bloglarda yorumlarla, takip listeleriyle ilişkiler hep sıcak tutuluyor. Ben yoğun olacağımı baştan tahmin etmiş olmalıyım ki, yorumları kapalı tuttum. Çünkü bu ilişkiler hassas bir zemindedir ve yorumlara yanıt yazmadığınız zaman yersiz kırgınlıklar ya da blog sahibi hakkında gerçeğe dayanmayan düşünceler oluşabiliyor. Bunun önüne baştan geçerek yorumları kapattım. Ancak ilişkilerden tamamen kopmamak için bir ziyaretçi defteri ekledim. Dönem dönem oraya bakıp yorum sahipleriyle kısa diyaloglara giriyorum. Bu yolla aynı zamanda eleştirilere açık bir profil çizmiş olduğumu sanıyorum. Herkes fikrini paylaşabilir, yayın engeli kontrolü kullanmıyorum o defterde. Yani blog ve e-ticaret sitesi arasında bir çizgide kalmayı özellikle seçiyorum. Ben hobisini işe dönüştürmüş, işini evinde kurmuş, her zaman diyaloga açık, üreten biriyim. Bu duruma blog şablonunun, ifade etmeye çalıştığım çalışma biçimime daha çok yakıştığını düşünüyorum, şimdilik.
Diğer bir sebep de, daha ilk başlarda duyduğum bir bilgiye dayanıyor. Bloglar genelde en yüksek pagerank değerine sahip olduğu için, google aramalarında öncelikli olarak yer alıyormuş. Tabii ben bu arama-tarama işlerinden pek anlamadığım için, anlatılanlardan algılayabildiğim bu. J
Renkli tasarımların birer ürüne dönüştüğü yer neresi? Nasıl bir ruh hali içinde başlıyorsunuz üretmeye?
Önce ortamımdan bahsedeyim; birkaç hafta içinde taşınacağım için şu anda oldukça dağınık bir mekânda çalıştığımı söylemeliyim. Aradığımı bulamıyorum neredeyse. Malzemelerimin tümünü açıklıkla göremiyorum ve bu durum bazen hevesimi kursağımda bırakıyor. Yeni çalışma mekânım için yerleşim plânım hazır. Hayalini kurduğum gibi her zaman derli toplu bir mekân sağlayabileceğimden pek emin değilim ama temennim bu yönde. J Aklıma bir fikir geldiğinde vakit kaybetmeden onu oluşturmak isterim. Bu yüzden o esnada etrafın darmadağın olması tamamen önemsizleşir. İhtiyacım olan malzeme önüme gelsin yeter. Etrafa saçılan kırpıntıların, dökülen düğmelerin, dağılan iğnelerin bir önemi yoktur. Nasılsa üretim sonrasında onları toplayacak kişi yine ben olacağım. Oldukça büyük bir masam var ve böyle durumlarda üzerinde çalışırken boş alan bulmak için zorlandığım olur. Bazen doktorlara çok özenirim; ameliyatlarda, “Neşter? Makas?” diye taleplerini belirtirler ve asistanlar bunu aceleyle ulaştırır ya, ben de çalışma esnasında “Boncuk? İp? Kumaş?” diyeyim ve hop diye elime tutuşturulsun isterdim. J Sonuçta sanırım uygulama öncesi ve uygulama aşamasında farklı profiller çiziyorum. Öncesinde her şey yerli yerinde ve temiz olmalı ama uygularken ortalık savaş alanına dönebilir, önemsemem.
“Fikrim geldi!” diye masa başında oturmak gibi bir durumum yok, kesinlikle o gerginlik ve heyecanla ayakta durmalıyım. Bir çırpıda malzemeleri temin edip hemen uygulamaya koyulmalıyım. Aklıma bir fikir geldiğinde, tıpkı bir yemeğe duyulan iştah gibi hareketlenme yaşarım. Malzemelere dokunurken, ziyafete hazırlanan biri gibiyimdir. Sanki ziyafet masası yavaş yavaş kuruluyormuş da, hazırlıkları büyük bir zevk ve heyecanla bekliyormuşum gibi… Sonra bir an gelir tamamen hareketsizleşirim. Ne gözüm kırpar, ne elim oynar… O anda gözümün önünde bir model oluşmaya başlar; en ince ayrıntısına kadar hayalimde keser, biçer, dikerim. Hatta aralarda sökerim ya da o modeli komple rafa kaldırır, aynı malzemelerle yeni bir model çalışmaya başlarım. Hepsi hayalde… Bu süre içinde gözlerimi kısarım. Okul hayatından kalan bir alışkanlık; renklerin ışık değerinin birbirini tamamlayıp tamamlamadığını ölçerim bu şekilde. Bir de sanıyorum sadece bana özgü olan bir flu bakışım vardır. Malzemeleri ya da modeli bulanıklaştırarak görürüm. Bu flu bakışla, model üzerindeki bütün keskinliği yok ederek ana hatlarının ölçülerini kontrol ederim. Sanıyorum biraz ‘uzaktan bakışa’a eşdeğer bir şeydir bu. Her şey tamam olduğunda artık çalışmaya başlayabilirim. O anda derin bir nefes aldığımı yakalamışımdır çok kez. Muhtemelen tasarım oluşurken nefes almayı bile unutuyorum.:)
Model rutin bir işleyişe ulaştığında (makine dikişi, el dikişi vs. durumlarında) aklımı bir tv programıyla meşgul etmekten hoşlanırım. Çünkü benim için heyecan veren kısım bitmiştir ve o işin üretiminden sıkılmamam için, ilgimi başka bir alana kaydırmayı tercih ederim.
Bir de bu sürecin başında ve sonrasında vazgeçilmez bir arkadaşım bana eşlik eder; duble türk kahvesi.
Onu bu süreç içinde anmasak olmazdı.
Çok tatlı bir oğlunuz var. Hem onunla ilgilenmek, hem renkli tasarımlar, bir yandan da ev düzeni… Hepsi bir arada nasıl yürüyor? Zaman yönetimi konusunda başarılı mısınız?
İtiraf etmeliyim ki oldukça başarısızım. Süper güçleri olan biri değilim en nihayetinde. Günde en fazla 5-6 saatlik uykuyla yetinen biriyim. Ve uyku saatleri dışında kalan süre, hayatımı dilediğimce düzenli yaşamama yetmiyor. Oğlum haftanın üç günü yuvaya gidiyor. Onun evde olmadığı günler Renkli Tasarımlar üretimlerine daha yoğun zaman ayırıyorum. Bu üç günü tam bir iş yeri mesaisi gibi değerlendirip, ev düzenine akşam saatlerinde vakit ayırmaya başlıyorum. Onu yuvadan alıp geldikten sonra, genelde gece 12’ye kadar ev düzeni içinde bir koşuşturma hâli içinde oluyorum. Ve sonra gece mesaisi başlıyor. Bu da yaklaşık 12’den 3’e kadar süren saatlere yayılıyor. En keyif aldığım çalışma saatleri bu saatlerdir. Dünya bana kalmış gibi hissederim.
Oğlumun evde bulunduğu hafta arası günlerinde ise, genelde saatlerimi oğlumun bakımı ve eğlencesine, ev düzenine ve üretimlerime bölüştürüyorum. Birçok anne şunu söyler; “Evde olduğum saatleri çocuğumla oyun onayarak geçiriyorum.” Bu benim çocuk eğitiminde tercih ettiğim bir yol değil. Çocukla oyun oynanacak zaman elbette ki vardır ama unutulmamalıdır ki, çocuğa örnek olacak bir kişilik sergilediğinizde, oyunlarla verebileceğiniz eğitimden çok daha sağlam bir eğitim temeli oluşturursunuz. Sizin bir sınırınız, sorumluluğunuz ve şahsi haklarınız olduğunu, bir çocuk ancak siz bu tutumu sergilerseniz algılayabilecektir. Ve kendi sınırlarına, haklarına, sorumluluklarına bu şekilde sahip çıkmayı öğrenebilir. Oğlumun evde olduğu günlerde kısa aralıklarla özlem gideriyoruz; sarılıyoruz, öpüşüyoruz, gülüyoruz, tv izliyoruz, biraz etkinlik yapıyoruz… Genelde etkinlik boyunca sürekli yanında durmuyorum. Başlangıcına yardımcı olup, sonra şu cümleleri kurarak yanından ayrılıyorum; “Barışçığım, benim şimdi işim var ve onu yapmak istiyorum. Sen de –o anda ilgilendiği şey ne ise- onu yap, sonra neler yaptığımıza bakarız.” İlk başlarda bunu pek kolay algılayamıyordu, yalnız oyun kurmayı beceremiyordu, yalnız resim yapmayı istemiyordu. Ama şimdi kendisiyle baş başa kaldığında neler yapabileceğinin temelini aldı. Onunla oynadığımız oyunları kendisince yorumlayıp geliştiriyor, kendi başına keyif aldığı oyunlar oynayabiliyor ve belli bir süre sonra yanıma gelip, “İşin bitti mi? Bakayım neler yaptın?” gibi sorularla ve çeşitli yorumlarla, işime saygı duyduğunu hissettirebiliyor. Bu arada henüz 3,5 yaşında olduğunu da eklemeliyim.
Tabii beni işimden alıkoyacak kadar ısrarla yanına çağırdığı da oluyor. Ve yetişmeyen siparişler gece mesaimi daha da uzatabiliyor. Ama, hepsi hoş bir denge içinde şimdilik.
Evden çalışmak ve bir iş yerinde çalışmak. Disiplinli olma konusunda ikisi arasında bir fark var mı sizce?
Ev düzeninde iş hayatı yürütmek, dışarıdan bakıldığında çok keyifli görünür. Ama kısa sürede anladım ki, iki iş düzeni içinde en zoru bu olsa gerek. Tüm bu zorluklara, eğer yaptığınız işi tutkuyla seviyorsanız katlanabiliyorsunuz. Ve ben işini tutkuyla seven şanslı bir azınlıktanım sanırım.
Bir iş yerinde çalışmayı ve evden iş yürütebilmeyi deneyimlemiş biri olarak rahatlıkla kıyas yapabiliyorum. İkisinin de zor ve güzel tarafları var. Bence bir iş yerinde çalışmanın en güzel tarafı, sabah evden çıktıktan sonra evde dağınık bırakılmış yatakları, toplanmamış kahvaltı masasını, asılmayı bekleyen çamaşırları düşünmezsiniz. İşe gittiğinizde oradaki düzene adapte olursunuz hemen. Ama evdeyken bunları halletmediğinizde işinize bir türlü konsantre olamazsınız. Kolaylıkla yoğunlaşamazsınız ve bir iç sıkıntısıyla çalışırsınız. Ev işlerine vakit ayırmaya kalktığınızda iş saatlerinizi aksatırsınız. Ayrıca bir iş yerinde çalışmanın diğer bir güzel tarafı, ekip içindesinizdir ve acil halletmeniz gereken işlerde destek alabileceğiniz kişiler vardır. Her şeyden önce dağılıp kirlenen ofisinizin temizliğinde size destek olan bir ekip elemanı vardır. Ev ortamında çalışmak daha disiplinli olmayı gerektiriyor bence. Bir iş yerinde çalıştığınızda rutine ayak uydurmak kolaydır; çünkü ne de olsa başkalarının denetimi altındasınızdır ve buna ayak uydurmadığınızda ilişkilerin gerileceğini bilerek, zaman yönetimi konusunda sıkı tavır içinde olursunuz. Ama evden çalışıyorsanız, gerekirse uykunuzdan veya başka uğraşlarınızdan feragat ederek o işi uzun sürelere yayabileceğiniz bir rahatlık içinde olursunuz ve hayatınızın düzeninde nerede iş, nerede ev, nerede sosyal yaşam olduğunu fark edemeyeceğiniz zaman dilimlerine bölünürsünüz. Ayrıca insanın kendi yaşamına karşı sorumlu olması daha zor kontrol edilebilir bir durumdur.
Yine de ben daha zor olduğunu deneyimlememe rağmen evde çalışmayı tercih ederim. Kalabalıktan, gereksiz gürültülerden, başkalarının direktiflerinden soyutlanmış bir ortam, benim için en ideal çalıma ortamıdır.
Çalışırken evde olmak nasıl bir durum sizin için?
Evde çalışmanın en zor tarafı, ev düzeninin kimi zaman sizi zorlamasıdır. Ve ikinci zorluk, bir kahve molası verdiğinizde sohbet edebileceğiniz gerçek kişilerin etrafınızda bulunmamasıdır.:) Bazen öyle oluyor ki, telefon görüşmesi yapmamışsam, gün içinde sabahtan akşama kadar ağzımdan tek kelime çıkmamış oluyor. Ama bu olumsuz gibi görünen durum aslında çok önemli bir konuya da fayda sağlıyor. Tasarım yapmak benim için, ciddi bir sessizlikte yapılması gereken bir eylem. Mesela eşim ve oğlumun evde olduğu saatlerde tasarımı hayalde tamamlayabilmek için, kendimi evin en sessiz ve serin bölgesi olan balkona atarım. Orada plânlamayı yaptıktan sonra, evimin sıcak kalabalığına huzurla dönerim.:)
Kumaşlarınız, aksesuarlar, desenler ve şekiller…sonuç olarak ortaya çıkan yeni tasarımlar. Yeni ürünler için nerelerden besleniyorsunuz? Yeni fikirler bulmak için neler yapıyorsunuz?
Bu benim en önem verdiğim konuların başında gelir. İnsanlar tasarım süreçlerini kolaylaştırmak için sayfalarca katalog ve sayısız internet sitesi karıştırırlar. Bu benim doğama uymuyor. Ne kadar çok bakarsam, o kadar kendimden uzaklaştığımı hissediyorum. Çağrışım yapacak ölçüde –ki bu çoğunlukla birkaç dakikayı geçmez- birkaç sayfa karıştırmak, bana yeni tasarım üzerinde fikir verir ve yeterlidir. Zaten aklıma hiçbir şey gelmediği durumlarda bunu yaparım.
36 yaşındayım ve 36 yıldır yaşadığım, gördüğüm çevreden sayısız veri edinmişimdir. Bu veriler bir tasarımın oluşması için o kadar yeterlidir ki, dönüp de başkalarının neler yaptığına bakacağıma, iç dünyama dönüp, kendi hislerimi, düşüncelerimi, tutkularımı, gözlemlerimi, ihtiyaçlarımı ifade etmek çok daha kolaydır benim için.
Taklit dediğimiz mesele, kişilerin kendi öz benliklerindeki duyguları okuyamamalarından kaynaklanıyor bence. İnsanlar iyi bir şey tasarlayabileceklerine inanmadıkları zaman, başkalarının yaptıklarını taklit etmeye yöneliyorlar. Bu fikirle yola çıkan insanların öncelikli kaygısı maddi kazanç oluyor genelde. “Onunkini ben beğendim, o satabiliyor, aynısı yaparsam ben de satarım.” Peki bu zihniyetle nasıl ‘doyuyorlar’ doğrusu çok merak ediyorum. İllâ bir çağrışıma ihtiyaç duyuyorsanız doğaya bakın. Doğada her şeyin sebebi ve sonucu var.
Bir de bu konuda belitmem gereken detay şu ki, tasarımlarıma katkı sağlaması amacıyla dönem dönem malzemecileri, kumaşçıları ve yapı marketleri gezmeye bayılırım. Hangi malzemenin ne amaçla satıldığını umursamaksızın, sadece bana ne hissettirdiğine ve düşündürdüğüne odaklanırım ve bu da yadsınmaz bir katkı sağlar.
Renkli Tasarımları Step Collection’da da görüyoruz. Nasıl keşfettiler sizi? Başka markalar için de üretim yapmayı düşünüyor musunuz? İleriki zamanlar için Renkli Tasarımlar’ı nerede görmek istiyorsunuz?
Step Collection’ı varlığını ben, Ayşe Sargın’ı çok farklı bir ortamda tanıyıp, farklı konularda sohbet ettikten sonra öğrendim. Ayşe benim, hem dostluk anlamında, hem de meslekî başarıları anlamında çok değer verdiğim biridir ve onun, önceki yaşamlarımda da hayatımda önemli biri olduğu inancını taşırım. Pek öyle keşfetme meselesi değil bizimki. Ayşe’nin yaşama dair yazılarının yer aldığı blogunu, ‘Geveze Kalem’ blogumla takibe almıştım. O da Geveze Kalem’e girince, Renkli Tasarımlar’a ait fotoğrafları görmüş ve ‘neden birlikte bir şeyler yapmıyoruz?’ sorusuyla döndü bana. Step Collection’da, kendi tanımlamalarıyla toprağa ve suya sevgiyle yön veren bir ekibin üretimleri yer alır. Sevgiyle yapıldıkları öyle bellidir ki, onların ürünlerinden edindiğinizde evinizde en değerli köşelere yerleştirmek istersiniz. İşini böylesine sevgiyle yürüten birileriyle birlikte çalışma yapmak tabii ki benim için harika bir işti. Ve böylece çalışmalarımız başladı. Hatta burada da kalmadı; yakında internet üzerinden satış yapacakları yeni siteleri www.sevgilievim.com açılacak. Step Collection’ın tüm üretimlerini buradan bir tıkla satın alabileceğiz. Sitenin isim annesi olduğumu mutlulukla belirtmeliyim.:) Ve aynı zamanda dekorasyon anlamında çeşitli yazıların ve uzman görüşlerinin yer alacağı blog ortamında da yazılarımla katkı sağlamaya çalışacağım.
Başka markalar için de üretim yapmayı isterim tabii ki. Ama bu konuda da hislerimle hareket eden biri olduğum için, bugüne kadar içime sinmeyen teklifleri nazikçe geri çevirdim. Henüz nasıl bir markayla çalışma yapmak istediğime karar vermiş değilim ve sanırım önceliği kendi markamı güçlendirmeye veriyorum şu sıralar.
Renkli Tasarımlar’la ilgili geçen sene bir mağaza açma plânım vardı. Şartlar hazır ve uygundu. Önce bir süre dükkân beğenemedim ve bu bekleme süresinde de istediğim şeyin tam olarak bu olmadığını fark ettim. Şu an tasarım detayları haricinde, bir iş ortamının yürütülmesi için gerekli olan prosedürleri yerine getirecek enerjiyi kendimde bulamıyorum. Mutsuz olacağımı sanıyorum. Ben para pul işleriyle ilgilenmek değil, keyifle üretmek istiyorum. Ve sanıyorum bir gün tam olarak bunu yaşayacağım. Kalabalık ve güvenilir ekibime keyif almadığım tüm işleri teslim edip, sadece tasarımlara yoğunlaşabileceğim bir şekilde yürüyecek her şey. Yapmak istediğim o kadar çok tasarım var ki, hem de birçok dalda. Hepsini hayata geçirebilmek için sevgi ve saygı bağlarıyla bağlı olduğumuz bir ekip şart. Ve bu yavaş yavaş oluşacak, buna inanıyorum. O zaman Renkli Tasarımlar görmek istediğim noktaya erişmiş olacak.
Evden çalışmak isteyen diğer insanlar için 5 tavsiye vermenizi istesem, kendi hayatınızdan yola çıkarak onlara neler yapmalarını söylersiniz?
Öncelikle tutkuyla yapacakları bir iş bulmalılar ki, zorluklar havlu attırmasın.
Uyku saatlerini ya geç ya da erken saatlere kaydırmaya çalışırlarsa, günün en üretken olunabileceği sessiz ve dingin saatlerini yakalayabilirler.
İletişimin kesintisiz sürebilmesi için hızlı bir internet bağlantısı ve güçlü bir bilgisayar edinsinler. (Ürün satışı söz konusuysa, detaylı fotoğraflar çekebilecekleri iyi özelliklere sahip bir fotoğraf makinasını da listeye eklemek lâzım.)
Başarabileceklerine dair güvenleri sonsuz olsun.
Ve ev, iş, sosyal yaşam düzenlerinin birbirine karışması onları tedirgin etmesin, çünkü su akar yolunu bulur.
Popularity: 15% [?]
Bir yorum yazabilir, sitenizden takip edebilir ya da RSS kaynağı ile yeni içerikleri takip edebilirsiniz.




tatlım harika bir röportaj olmuş.bir solukta okudum veee sonuna geldigimde ne çok şey öğrenmiş oldugumu, bildiklerimi somut cümleler halinde görmenin heyecanını ve daha nedenini bilemedigim bir sürü güzel duyguyu bir arada yaşadım.seni yürekten tebrik ediyor renkli tasarımlarının başarıdan başarıya koşmasını diliyorum.
Sevgili Sema’nın , her ürünü tanıtırken kullandığı cümlelere bayılıyorum.Ve her çantanın altına, neşeme ortak olan yanıtlarla dönmek istiyorum ama dediği gibi yorumlar kapalı.Bu bence de iyi fikir.
Röportaj çok samimi ve güzeldi,yolun açık olsun güzel insan…
Semacım, harika bir röportaj olmuş, seni biraz daha yakından tanımış oldum böylece. Üretimlerini hayranlık ve takdirle takip ediyorum. Emeğine, yüreğine sağlık… Sevgilerimle…
Uzun zamandır okumayı beklediğim bir röportaj işte bu! Sevgili Sema’nın Renkli Tasarımları her eve girmeli
Başarıların daim olsun, harika işler yapıyorsun ve yapacaksın da! Tebrikler!
Nefis bir hobi,iş ve yaşam hikayesi,sade ve güzel anlatımla yaptıklarında hep heyecan ve sevgi tabiki adı gibi canlı renklerle dolu harika tasarımlar.
daha büyük başarılara…
Sevgili Leyya, çok teşekkür ederim.:) Biliyorsun ki duygularımız karşılıklı; ben de senin çalışmalarının hayranıyım.;-)
Sevgilerimle…
Sevgili Delfina, nazik yorumun için çok teşekkürler.:) Benim senin için düşündüklerimi okuyor gibi oldum yorumunda; her okuduğum yazında söyleyecek bir dolu sözüm oluyor. Yorumların açık olmasına rağmen, yazının tadını bozarım endişesiyle sessizce çekiliyorum blogundan.:)
Senin de yolun açık ve sevgiyle dolu olsun…
Sevgili Güneşligünler, çok fırsat bulamasam da takip etmekten keyif aldığım bir diğer blog sahibesisin biliyorsun.;-) Kahve sözümüzü yerine getirdiğimizde, seni daha da yakından tanımak hoş olacak benim için.:)Güzel sözlerin için ayrıca teşekkürler.
Sevgiler…
Sevgili Ayça, şımartacak kadar güzel bir cümleyle giriş yapmışsın yorumuna,
çok teşekkür ederim.:)) Temennilerin için ayrıca teşekkür ederim.
Ben de düğün hikayesi projenize her baktığımda, ne kadar başarılı çalışmalar yaptığınızı görerek mutlu oluyorum. Sizlerin de başarıları daim olsun.
Sevgilerimle…
Sevgili evdeofis ekibine de, bu paylaşıma olanak tanıdıkları için ayrıca teşekkür ederim.:)
Sevgiler…
Sema Hanımın yaptıklarına hayranım
Çok güzel bir röportaj olmuş yakından tanıma fırsatıda oldu benim için,Daha nice güzel günlerde birlikte olmak dileğiyle
Başarılarınız artarak devam etsin sevgiler
renklitasarımları pasajda görmüştüm önce. sonra sitesini buldum. zevkle takip ediyorum. ben internetten alışveriş yapma konusunda çok cesaretsizim. ama sanırım giderek ısınıyorum bu fikre. ilk aldığım şey renkli tasarımlardan biri olacak. ordaki çantalara baktıkça içim gidiyor! sema hanımı tebrik ediyorum çalışmaları için.
Sevgili Seragun,
Çalışmalarını büyük bir beğeniyle ve takdirle takip ettiğim birinden bu cümleleri okumak çok hoş, çok teşekkür ederim.:) Dilerim hep beraber daha büyük başarılara…
Sevgili Yelda,
Daha önceleri de benzer cümlelerle, yaratıcılık duygumu onurlandırdın. Bunun bana nasıl bir üretme şevki kattığını anlatamam. İçtenlikle bir kere daha teşekkür ederim. Ben de senin çalışmalarında daha büyük başarılara imza atmanı dilerim. Zaten o sevimli düğme hayvancıklarla adımlarını hızlandırdığın görülebiliyor.;-)
Sevgilerimle…
Sevgili Merve Hanım,
Sizin gibi olumlu, ılımlı ve engin hoşgörülü birini bu yolla tanımış olmak benim için büyük mutluluk.:)Şimdiden güle güle kullanın.
Sevgiler…
sn sema hanım,siz harika tasarımları üretmenin yanında çok açık belli oluyor ki eğitimli ,bilgili,kültürlü,mütevazi bir insansınız da.bu röportaj da adeta başarı için neler yapılmalı konusuna ders niteliğinde olmuş.sizi tebrik eder ,başarılarınızın devamını dilerim.
anne olmak çok emek istiyor. ama dünyayı çocuğunuzun üzerine kurduğunuzda kendinizden birşeyler kaybedebiliyorsunuz. hem anneliği hakkıyla yerine getirdiğinizde hem de kendiniz için birşeyler yaptığınızda hayat dengeleniyor. o yüzden üretmek lazım. illa dışarda kurumsal bir şirkette çalışmaya gerek yok. bu sitede okuduğum röportajlar bunun ispatı. sema hanım da çok güzel bir örnek. ben 7 aylık hamileyim. hayatımı sema hanım gibi geçirmeyi çok istiyorum. yıllar sonra çocuğum büyüdüğünde o büyürken yanında olmadığım kaybettiğim günleri bir daha yakalayamam. buyüzden şimdiden birşeyler yapmam lazım…sema hanımı takdir ettim. sadece renkli tasarımlardaki değil tüm hayatındaki başarılarının devamını diliyorum
Necmi Bey, her zaman bu onurlandıran güzel sözlerinizle desteğinizi esirgemediniz benden. Bunun için ne kadar teşekkür etsem az. Kezâ aynı şekilde sizin gibi hem bilgi ve görgü düzeyi hem de üretkenlik düzeyi yüksek biriyle Pasaj kanalıyla tanışmış olmaktan dolayı çok memnunum. Sizin de başarılarınız dâim olsun.
Sevgilerimle…
Ferah Hanım, ne mutlu ki daha anne olmadan, annelik hakkında yüksek bir içgörüye sahip olmuşsunuz. Evladınız çok şanslı bir bebek olarak doğacak.:) Öncelikle sağlıklı ve hayırlı doğumlar dilerim.
Anneliğin üretkenliğe katkısı yadsınmaz. Eminim yaşamınızın bundan sonrasında (da) üretken, başarılı bir kişi ve anne olarak yol alacaksınızdır. Övgü dolu sözleriniz için çok teşekkür ederim. Ben çalışan anne çocuğuyum ve kendimi bildim bileli, “Benim çocuğum evine kendi anahtarını kullanıp girmeyecek,” demişimdir. Çalışan ve üreten annenin çocuğu olmak bir kişinin yaşamını olumlu yönde fevkalâde etkiliyor ancak o kişi için eve her girdiğinde evde anne sıcaklığını yaşayabilmek de o derece önemli belki. Her ikisini bir arada yaşayabilmenin tek yolunu ben, ev ortamına işimi getirerek bulabildim. Böyle bir yaşam düzenini oturturken, destek paylaşımına ihtiyaç duyarsanız, bir tık ötede olmaktan büyük mutluluk duyarım.:)
Sevgilerimle…
harikasın arkdşm….
SELAM…
AKAN ZAMAN DA ..GEÇ TE OLSA HABERDAR OLDUĞUM SUREÇ..GELİŞMELER…BU KADAR MI GUZEL OLUR..MUTLULUĞUN RESMİNİ.YAPMAK İSTEYENLERE….
İKİNCİ KAPIYA GIDEN YOL ../İKİ TARİH ARASINDAKİ TİRE DİYE BİLDİĞİMİZ..YAŞAM YOLCULUĞUMUZUN ANLAM BOYUTUNU ..SOMUTLAMA BECERISI…/VE ORNEĞI OLMANA …” artık olebılırım” dıye bilme durağında olmana… çok ..çok sevındım.
OĞLUNU..AİLENI.. YAŞAMI YENIDEN .ÜRETME BECERINE ..EN DERIN SAYGILAR…
SANA… ARTIK..’ KENDİNE İYİ DAVRAN ‘ DEMİYECEĞİM…
KARANLIKTA YAKTIĞIN İŞIĞIN..BEYNİMİZİN EN LOŞ KÖŞELERINE ..ULAŞMASI DILEĞIMLE..
ACILARIN..SIRALI / ARALIKLI OLSUN
SEN DE.. / HOŞ KALL.!!
sn sema hanım,siz harika tasarımları üretmenin yanında çok açık belli oluyor ki eğitimli ,bilgili,kültürlü,mütevazi bir insansınız da.bu röportaj da adeta başarı için neler yapılmalı konusuna ders niteliğinde olmuş.sizi tebrik eder ,başarılarınızın devamını dilerim.
Öyle güzel şeyler,kıpırtılar hissettim ki okurken yazıyı…kendimden öyle çok şey buldum ki..Sema hanımın düşüncelerini kendime çok yakın buldum,çok sıcak ve içten buldum..
Vardır muhakkak, şu yoğun iş gününde şu yazıyı okumanın hikmeti:)
Teşekkürler..
bu yazıyla ilgili bir fikriniz var mı?
Facebook Grubumuza Katılın!
evdeki devler »
Acun Ilıcalı’nın home-ofisi!
Çok konuşulan işlere imzasını atan yapımcı ve sunucu Acun Ilıcalı, İstanbul’un merkezindeki home ofisinin kapılarını Elele dergisi için araladı. İşte dergide yayınlanan röportajdan bir bölümü ve Acun Ilıcalı’nın şahsına münhasır çalışma ortamından …
işe yarar şeyler »
Evden Çalışanlar için Zaman Yönetimi Teknikleri
Radyo ODTU’ten Fulya Akbuga’nın “iş hayatı” başlıklı kişisel blogunda evden çalışanları 12′den vuran birkaç ipucuna rastladık. Biz burda sıkça “zaman yönetiminin” evden çalşırak başarılı olmak konusundaki en hassas kriterlerden biri olduğunu vurguluyoruz. Fulya Akgun de …
makale avcısı »
Acun Ilıcalı’nın home-ofisi!
Çok konuşulan işlere imzasını atan yapımcı ve sunucu Acun Ilıcalı, İstanbul’un merkezindeki home ofisinin kapılarını Elele dergisi için araladı. İşte dergide yayınlanan röportajdan bir bölümü ve Acun Ilıcalı’nın şahsına münhasır çalışma ortamından …
Evden Çalışanlarla Röportajlar
Kategoriler
Etiket Bulutu
Evdeofis'te sinema keyfi
Blogroll
Arşivler
rastgele içerik resimleri
Flickr'dan Homeofis Manzaraları
Son Yorumlar
en çok yorum alanlar
en popüler yazılar