evdeki devler

homeofis çalışmayı kimler destekliyor? örnekler, çalışma şekilleri…

evdeofis mekanları

evdeki ofisler için alternatifler, dekorasyon önerileri, verimli çalışma ortamları ve daha fazlası

işe yarar şeyler

homeofis çalışmanın dezavantajlarını gideren işe yarar şeyler,fikirler,öneriler,haberler…

makale avcısı

Evden çalışmak üzerine yazılmış, söylenmiş bir çok şey var. Araştırmalar, makaleler, tartışmalar…

online servisler

homeofis çalışanlar için işlerini kolaylaştırabilecek internet tabanlı servisler

Anasayfa » haftanın konuğu

Ev Pilates: ev-stüdyosu olarak doğan bir markanın evrimi

2 Mart 2010 4 Yorum

Uzun zamandır evdeofis.com ekibi olarak farklı bir projenin kazı çalışmaları içindeydik. Kazı çalışmaları diyorum, çünkü projenin teslimi bitti ve biz yorgunluktan bir enkaza döndük. Çok şükür toparladık ve işimizin başındayız artık. Bu sebeple de gerçek homeoffice dünyalara mercek tuttuğumuz haftanın konuğu bölümü bir süredir sessiz sedasızdı. Diğer projenin çalışmaları tamamlanınca biz de işimizin başına geri döndük. Bu çok ama çok vaktimizi alan projeden çok yakında size de bahsedeceğiz. Ama şimdilik biraz daha beklemeniz lazım.

Proje yorgunluğunu üstümüzden atmışken ve evdeofis.comdaki kuzuların sessizliği bitmişken, haftanın konuğuna sıradışı bir haber yapalım istedik. Sanırım istediğimiz kadar sıradışı bir şey yakaladık!

Malmunuz, homeoffice yaşamı seçen ve hayatını bu şekilde kazanan insalar guruhu içinde bu durumun avantajları ve dezavantajlarının sürekli tartışma konusudur. Bugüne dek hep halihazırda bu hayatı yaşayan ve bu seçimin keyfini süren konuklarla röportaj yapmıştık. Şimdiki konuklarımız ise bir minik güzellik sebebiyle sadece birkaç gün sonra bizim için sistem dışı olacak iki profesyonel :) Bu nasıl cümle böyle diyenleri duyar gibiyim! Merak ediyorsanız röportajın kendisine kulak verin!

ve Ozan Süner çiftini homeoffice’lerini, home ve office olarak, daha doğrusu ev ve stüdyo olarak ayırmadan sadece birkaç gün önce yakaladık. Az daha geç kalıyorduk! Oysa Onlar aylar aylar önceden, sitenin baş editörü olarak bendenizin kalabalık ajandasında “lifehacker” listesinde ön sıradaydılar. Geçen süre içinde biz başta bahsettiğim o bitmeyen projeyle uğraşırken, onlar da dubleks evlerinin üst katındaki pilates stüdyolarında pilates eğitimleri vermeye devam ediyorlardı. Şimdi ise homeoffice hayatlarında kendisine kocaman bir yer isteyen küçücük bir sürprizin telaşındalar. Evrim ve Ozan çifti doğacak bebekleri için hayatlarını yeniden planlayıp, evlerini başka bir yere taşımak için tam harekete geçmişlerdi ki, biz uğurlama törenleri için görevlendirilmiş belediye bandosu gibi karşılarına çıktık. 2,5 yıl süren homeoffice maceralarının bitmesine günler kala bir devir teslim töreni ile deneyimlerini arşivleyelim istedik.

Evrim Erbil

Evrim Erbil ve Ozan Süner, 2007 yazında Türkiye için sıradışı sayılacak konsepte bir girişime imza attılar. Bu girişimin adı Ev Pilates‘ti. Ev Pilates, aslında onların Pilates ve Yamuna Body Rolling dersleri verdikleri stüdyolarının adı. Fakat burayı diğer spor stüdyolarından ayıran bir özellik var. Burası Evrim ve Ozan çiftinin Etiler’deki dubleks evlerinin üst katı! Adının hakkını veren bir yer yani. Ev Pilates teknik olarak bir pilates stüdyosunda olması gereken her donanıma sahip, duşları ve soyunma odaları da buna dahil. Fakat atmosfer olarak gerçek anlamıyla ev rahatlığında bir yer burası. Onlar da zaten Ev Pilates’in çıkış noktasını şöyle antıyorlar:

“Pilates yapabilmek için zaten birçok spor salonu ve stüdyo mevcut. Ancak bu tip büyük spor salonlarına giden insanlar üzerlerine ne giyeceğini bilemez, rahatsızlık verici bakışlardan kaçamaz, yüksek sesli çalan müziğe bir çare bulamaz, kalabalık grup derslerinde istenilen düzeye gelemez ve spordan soğur. Bütün bu olumsuzluklara çare olmak amacıyla Ev Pilates’i açtık. Burası spor merkezlerinin soğuk havasının tamamen dışında hem iyi bir pilates yeri hem de güzel dostlukların başlangıcı olsun istedik”

Evrim ve Ozan sorularımıza verdikleri cevaplarda, bir ev stüdyosu şeklinde başlayıp zamanla nasıl başarıyı yakaladıklarını samimice anlatıyorlar. Onlar, homeoffice çalışmak isteyip, bu iş nereye kadar gider diyerek önünü göremeyenler için canlı birer yol haritası. Evrim ve Ozan’ın homeoffice macerası, homeoffice işinize başlarken nasıl bir strateji seçmelisiniz, kendinizi nasıl daha iyi tanıtabilirsiniz ve ne zaman sistem dışı olmak gerekir gibi sorular için çok önemli ipuçları içeriyor. Onlar Pilates’e “hareketin evrimi” diyor, tıpkı bunun gibi stüdyoları Ev Pilates de, evde doğan bir markanın evrimini yansıtıyor. Hazırsanız Evrim Erbil’i soru bombardımanına tutmaya başlıyoruz!!

Ev Pilates fikri hayal ettiğiniz bir şey miydi yoksa diğer stüdyolardan farklılaşmak için seçtiğiniz bir iş stratejisi miydi?

Aslında başlangıçta bunu bir iş stratejisi olarak düşünmedik. Bizim hayalimiz bir stüdyomuzun olması ve kendi işimizi yapmak yönündeydi. İkimizde kurumsal iş yerlerinde komisyon karşılığı ders vermekten çok sıkılmıştık. Ozan 2007 ocak ayında askerden döndükten sonra oturup konuştuk. Kolay bir iş değildi yapacağımız ama hayatın bir yerinde risk almak gerektiğini düşündük ve çeşitli bankalardan krediler alarak çok az bir sermaye ile bu işe giriştik. Düşüncemiz belirli bir bütçeye sahip olduğumuz için bir dubleks daire tutmak ve bu daireyi pilates stüdyosuna çevirmek ve aynı zamanda içinde yaşamak üzere planlamaktı.

Başlangıçta adımız Ev Pilates değildi. Tüm kurumsal kimlik çalışmamızı başka bir isim altında yaptırdık. Sonra öğrendik ki çok yeni bir stüdyo açılmış bu isim ile. Hemen o gece Ozan oturdu pc nin başına ve çeşitli isim ve domain denemelerinden sonra Ev Pilates ismi çıktı ortaya. Bu ismi bende çok sevdim. Hem Evrim’in Ev’i vardı içinde :) Sonra bu ismi reklamcı dostumuz Burak Işık ile paylaştık ve kendisi de bizim logomuzu ve kurumsal kimliğimizi hazırladı. İsim ortaya çıktıktan sonra fikirler ve stratejiler ön plana çıktı. Sloganlar ve pek çok hikaye oluşturduk kafamızda. Bundan sonraki dönemde kimliğimize daha profesyonel yaklaştık. Ev Pilates’i spor salonlarından ayıran özellikleri belirledik ve işe giriştik :)

Sporla ilgili kendi uzmanlık alanınızda ikiniz de birer profesyonelsiniz. Ev Pilates’in kuruluş aşamasında da çok profesyonelce yaklaşıp bir kurumsal kimlikle yola çıktınız. Büyük küçük çokça spor merkezi arasında kendinizi konumlandırırken neler vardı aklınızda? Sizi ayıran özellikleri nasıl belirlediniz?

Spor yapmak isteyenlerin bir salonunda verilen bir derse katılmasında hiçbir sakıncası yok. Ancak kişiye özel çalışmak, bir spor merkezinde çalışmaktan daha iyi sonuçlar verir. Bu düşünceyle bir SWOT analizi yaparak spor merkezlerinin eksi yönlerini çıkardık ortaya. Şöyle bir değerlendirme yaptık:

Çok farklı düzeylerdeki öğrencilerden oluşan geniş sınıflar:
Bu tür sınıflar, daha yüksek düzeydeki egzersizlere geçmeden önce bedenlerinin tam olarak farkında olmayan ve Pilates’in ilkeleri ve temelleri konusunda beceri kazanmamış öğrenciler için tehlikeli olabilir. Bazı eğitmenler daha az deneyimli öğrencilerin rutininde değişiklikler yapabilir, ancak bir kerede iki farklı yöne bakmak ve o kadar insanın tamamen farkında olmak imkansızdır. Bu, sakatlanmayla, tatmin edici olmayan sonuçlarla ve hayal kırıklığıyla sonuçlanabilir. Bazı spor salonlarında ve benzeri kurumlarda dersler az veya hiç Pilates deneyimi veya eğitimi olmayan eğitmenler tarafından verilmektedir. Eğitim almış olan bazı eğitmenler ise yalnızca spor salonunun amacına hizmet eden hafta sonu sertifika kurslarına (genelde 16 ila 20 saatlik kurslar) katılmış olabilirler. Spor salonundaki dersler tam beden farkındalığı kazanmak ve Pilates yöntemini derinlemesine anlamak isteyenler için ideal bir çözüm olmayabilir.

Pilates’in yüzeysel yönleri:
Çoğu spor salonu, bakış açılarını değiştirmelerine yardımcı olarak insanların kendilerini daha iyi hissetmelerini sağlamak için vardır. Ve bunun bir sonucu olarak spor salonlarında verilen Pilates dersleri çoğunlukla “basenleri, kalçaları ve karınları sıkılaştırma” yeteneğine odaklanır. Pilates’in vücudunuzu epey bir değiştireceğine şüphe yok, ve sonuçta daha sıkı, daha ince, daha uzun bir fiziğe sahip olabilirsiniz, ancak bir Pilates stüdyosunda zihin-beden bağlantısına, Pilates’in ilke ve temellerine, bunun yanı sıra bireyin kendi sorunlarına ve hedeflerine odaklanmasına çok daha fazla önem verilir. Ev Pilates’teki dersler ağırlıklı olarak hayatınızın bundan sonraki gidişatı için güçlü bir temel kurmaya odaklanır.

Son olarak ve en önemlisi, çoğu spor salonunda yüksek kalibreli aletleri kullanabilme becerisi kazandırılmaz. Bu, Pilates stüdyolarının uzmanlık alanıdır.

İşte bu noktalar Ev Pilates’in başarılı olması için gereken çıkış noktalarıydı. Yani klasik spor merkezlerinin dezavantajları bizim avantajımız olacaktı.

Bu verdiğiniz örnekler bizim için çok önemli. Aslında sadece homeoffice iş kuranlar değil, yeni bir işe başlarken başarılı olmak isteyen herkesin kendi işi için bu tip bir çalışma yapması gerekiyor. Başarı, rakiplerin eksilerinden doğuyor. Her şey iyi güzel de, işe evde başlama konusu biraz cesaret istiyor. Homeoffice’e Türkiyedeki yaklaşım da malum. Sonuçta siz de evde ders veren eğitmenlersiniz. Bu konseptin kabul göreceğinden tereddüt ettiniz mi hiç?

İkimizde kurumsal yerlerde uzun süreler çalışmıştık. Kendi alanlarımızda bu tip yerlerin nasıl çalıştığını çok iyi biliyorduk. Biz tüm deneyimlerimizi aldık üstüste koyduk ve bu konsepti oluşturduk. Doğrusunu isterseniz çok yeni bir model olmasına karşı kabul göreceğinden, sevileceğinden, zamanla çok sayıda üyemiz olacağından ve hayatımızı idam ettirecek kadar kazancımız olacağından adımız gibi emindik başlangıçta. Ama herşey zamanla ilintiliydi. İnsanların bizi tanıması, ders alması, gidip gelmesi ve Ev Pilates’in bir marka olabilmesi belirli bir zaman alacaktı ve o zaman içinde çok zorlanacaktık. Ama buna değerdi. Başlangıçta hayallerimiz, umutlarımız olmasa zaten bu işe girmezdik.

Ev Pilates ilk kurulduğunda bir öğrenci kitlesi var mıydı? Daha çok öğrenciye ulaşmak için özel bir pazarlama faaliyeti yürüttünüz mü?

Ev Pilates ilk kurulduğu 2007 Temmuz ayında sadece iki öğrencimiz vardı. İkisi de benim eski öğrencilerimdi ve hemen gelmeye başlamışlardı. Ancak ilginç olan şey bomboş bir listede öğle yemeği olarak 12 ile 13 arasını kapatmış olmamız ve altına da yemek yazmış olmamızdı. Şimdiki programımıza bakınca çok gülüyoruz :) )) Şu anda programımızda 30 ayrı kişinin ismi yazıyor. Ayrıca spontane gelen de 10 kadar üyemiz var. Toplamda 40 kişiye yakın takip eden ve gelen insan sayısı verebiliriz. Tabii açıldığımızdan bu güne kadar devam etmiş olan, bizimle pilates yapmış olan pek çok kişiyi saymıyorum bile :) )

Özel olarak bir pazarlama faaliyeti yapmadık. Bunun için bir kuruluştan yardım da almadık. İnternet sitesi yaptırdık ama bütçe yetersizliği ile sadece 5 sayfa yapabildik siteyi. Küçük el ilanları yaptırdık civar semtlere ve sitelere dağıttık. Yerel bir dergiye reklam verdik ama herşey bütçe ile alakalıydı. Ne kadar paranız varsa o kadar iyi tanıtım yaptırırsınız. Biz bu şekilde bir yol izleyerek bizim gibi insanların gelmeyeceğini düşündük. Bir başka düşüncemiz sağlam, uzun soluklu ve bizden insanlara ders verilen bir yer yaratmak olduğu için en çok fısıltı gazetesine yatırım yaptık. Ev Pilates’e gelen pek çok insan ”sizi şu kişiden duyduk, şu kişi verdi numaranızı şu kişi sizi tavsiye etti” der. Biz insana yatırım yapıyoruz. Bunun yanında Ozan inanılmaz bir internet sitesi hazırladı 2008 de. Çok araştırdı, yabancı siteleri takip etti ve tüm soru işaretlerini kaldıracak bir internet sitesi yaptı. Şuanda bu siteden bizi bulan, gelen ve çeşitli vesileler ile bizi arayan insan sayısı çok fazla. Mesela ben Avrupa Yakası dizisinin bir bölümünde oynadımve Aslı’ya pilates dersi verdim :) ) İnternet sitesi sayesinde oldu bu :) Bugün google a pilates yazınca ilk çıkan pilates stüdyosu bizimki. Bu bize mutluluk veriyor ve ne kadar iyi bir iş yaptığımızı anlıyoruz. Zaman zaman google a reklam veriyoruz. Facebook’ta da bir grubumuz var. Bunların yanında arkadaşlarımız ve kendi girişimlerimiz sayesinde çeşitli görsel ve yazılı medya da yer aldık.

İkiniz de uzun süre kurumsal yerlerde çalışıyordunuz, peki ev ortamında çalışmaya alışmak zor oldu mu?

Hiç zor olmadı, aksine süper kolay oldu bizim için. Gerçi ne kadar ev ortamı oldu bizimki bilmiyoruz. Daha çok bir işyerinin küçük odasında uyuyor mutfağında yemek yiyor gibiydik. İlk zamanlar herşey çok kolay oldu. Bizim değil insanların küçük sıkıntıları oldu aslında. Sonuçta bir eve bir apartman dairesine geliyorlar. İlk etapta bir çekingenlik bir bilememezlik oluyor ama hemen alıyoruz üzerlerinden. Sonrası kolay hatta çok kolay oluyor onlar içinde. Ben çok konuşkan biriyim, bazen hiç susmam :) Rahatlıyor insanlar bir şekinde, çok şey paylaşıyoruz derslerde.

Sabah kalkıp akşam uyuyana dek evdeki bir gününüzü nasıl geçiriyordunuz? Nasıl bir düzen kurdunuz kendinize?
Sabah ders saatimize göre kalkıyoruz. Genelde 8 ‘de başlıyor dersler. Kahvaltımızı ederiz, sonra üyeler gelmeye başlar. ben onlara ders veririm. Ozan, pc başına geçer. Mailler, yazışmalar, müşteri takipleri, kağıt işleri, telefon, muhasebe vs. Öğlen yemekleri beraber yeriz. Sonra yine derslere başlarız. Arada boş saatimiz veya iptalimiz varsa yürüyüşe çıkarız, yüzmeye gideriz ya da arnavutköye dondurma yemeğe gideriz. Akşam genelde yemekleri ozan yapar. Sonra oturur afiyetle yeriz. Sonrası TV, DVD şeklinde geçer. Bazı geceler dışarı çıkarız, dışarda yeriz. Pazarları çalışmıyoruz kahvaltı gazete şöleni olur. Çok yakın arkadaşımız olan Alp’e gideriz kızı Leyla’yı sevmeye vs. İş bölümü de vardır aramızda. Ozan bir çamaşır yıkama ustası. Kesinlikle bana yaptırmaz. Yıkar, asar, kaldırır. Keza bulaşık, su, ödemeler, yazışmalar, aşil’in maması (kedimiz) , yemek, tamirat pek çok işi seve seve yapar. Bu şekilde geçer günlerimiz :) ) Bana neredeyse sadece ders vermek düşer evde :)

Evde çalışmak nasıl bir tecrübeydi? Bu süreç içinde en çok ne mutlu ediyordu sizi ve en çok neyin eksikliğini hissediyordunuz? Şimdi ev ve stüdyo ayrılınca en çok neyi özleyeceksiniz?
Evde çalışmak bizim için çok iyi bir tecrube oldu. Zamandan inanılmaz tasarruf ettik. Pek çok olumlu ve olumsuz yanlarını gördük. Bizim evofis konseptimiz masabaşı iş yapan başka bir evofis çalışanına göre çok daha zor oldu. Biz evin büyükçe bir odasında kalıyorduk. Tüm özel eşyalarımız bu odanın içindeydi. Zamanla çok daha kalabalıklaştı odamız. Mutfağımız yerleşim ve mekan olarak çok iyiydi. Pek çok zamanımızı burada geçirdik. 2009 yazında bahçemizi kullanılır hale getirdik ve pek çok arkadaşımızı ağırladık bahçemizde. Bu zamana gelene kadar da pek çok olumlu olumsuz gözlemlerimiz oldu.

Sabahları trafik çekmeden, iş saatinin 1 veya 2 saat öncesinden kalkmak zorunda olmayışımız en iyi yanıydı diyebilirim. Öğlenleri iptal olan, gelemeyen ya da boş geçen derslerde ister evde dinlendir ya da dışarı çıkardık. Daha özgürdük . Evet kesinlikle daha özgür hareket edebiliyor insan böyle çalışarak. En önemli ve olumlu olan unsur zamanı çok efektif bir şekilde kullanabilmemizdi. İşimizi planlamak, dışarda olduğumuzda bile telefonları yönderdirebilmek, eksra maliyet gerektirecek pek çok şeyi bir çatı altında toplamak çok güzel oluyordu.

Olumsuz veya uzun vadede bizi zorlayan durumlarda oldu. Stüdyomuzun kullanım alanı nedeniye genelde (mutfak ve bahçe hariç) misafirliğe giden hep biz olduk. (bir yerden bunu da olumlu olarak değerlendirebiliriz aslında ;) ) Arkadaşlarımızı çoğu zaman çağıramadık, ağırlıyamadık evimizde. Ailelerimizi de çağıramadık, onlarla hep dışarda buluştuk . Bunun yanında yatak odamızdaki yatağımız dışında oturacak yerimiz olmadığı için gelende herşeyi yatakta yaptık. Yemek yemek , okumak, tv izlemek , uyumak, ütü vs. İnsan bir koltuğa bu kadar hasret kalır mı ?? İşte örneği biziz :) Ama yerimiz olsaydı almaz mıydık :) )

Bir diğer olumsuzluk yemek sorunu idi. Çoğu zaman yemekleri dışardan sipariş vermek durumda kaldık. Yemek kokuları yüzünden çoğu zaman sadece akşamları yemek yapabildik evde. O da ne kadar cam, pencere varsa açarak.

Aslına bakarsanız kurulu bir ev düzeninde çalışmadık biz. Bir yazar, bir çevirmen gibi değildi işimiz. Tek oda ile çözelecek bir evofis konsepti değildi bizimkisi. Bunu bilerek başladık bu işe. Çok da iyi ettik ilk etapta. Arada 2008 de evlendiğimizde acaba evi ayırsak mı diye düşündük ama herşey tek çatı altında olunca iş kolaylaşıyordu.

Öğrencileriniz sizin araştırmacı ve pozitif yönünüzü vurguluyor hep, bu yönünüzü geliştirmek için neler yapıyorsunuz? Spor dışında sıra dışı bir ilgi alanınız olduğunu biliyorum. Biraz bahseder misiniz bize bundan..

Evet aynen dedikleri gibiyim. Sanırım pozitif yönümü annemden almışım:) Araştırmacı kişiliğimin farkındalığını üniversitede sosyoloji okurken farkettim aslında. Özellikle ilgi duyduğum alanlar üzerindeki detaylı öğrenme isteği beni her zaman daha çok araştırmaya yöneltti çünkü gördüm ki araştırdıkça insanın o konudaki bilinci daha da artıyor, bunun sonucunda da işinizde daha başarılı olabiliyorsunuz. Bu yönümü geliştirmek için özel bir çaba sarfetmiyorum açıkçası, ama çok okuyorum, çok dergi,kitap vs karıştırıyorum ve de bilmediğim bir konu varsa o konunun uzmanını bulup sorular soruyorum yani merakımı giderene kadar işin peşini bırakmıyorum ve bundan büyük keyif alıyorum.

Spor dışında birinci ilgi alanım foklar:) 10 yaşımdan beri bu hayvanlara duyduğum ilgiyi ilk defa 2004 senesinde onlara daha da yakın olabilmek için gönüllü olarak gittiğim Hollanda’daki fok rehabilitasyon merkezinde birebir gösterebildim. Daha sonra Türkiye’de de fok sayım çalışmalarına katıldım hatta 2006 senesinde Antakya’da bir projede fok yavrusu besledim ve ekiple beraber kurtarma çalışmalarına destek verdim. Halen ilgim devam etmekte ancak yetersiz kaynaklar olduğu için malesef bu konu üzerinde fazla çalışamıyorum ancak ilerde bununla ilgili projelerim de var. Bunun dışında işim gereği ve ayrıca ilgi alanım olarak gördüğüm ikinci konu da anatomi. Özellikle de bu stüdyoyu açtıktan sonra ilgim daha da arttı ve de ilerde bununla ilgili olarak anatomi çalıştaylarına katılacağım. Hatta o kadar meraklıyım ki bu konuya, kadavra bile incelemek istiyorum:)

Her şey bu kadar güzelken, ev ve stüdyoyu neden ayırmaya ihtiyaç duydunuz?

Ev ile stüdyoyu ayırmak için hep 3 neden düşündük. Birincisi böyle yaşamaktan çok sıkılmamız olacaktı. İkincisi çok yoğunlaşacak stüdyomuzu büyütmek anlamında bulunduğumuz odadan çıkmak ve orayı da stüdyo haline getirecek kadar öğrencimiz olması durumuydu. Üçüncüsü ise eğer bir bebeğimiz olursa ev ve işi ayırırız diyorduk. Düşüncelerimizi uygulamak için 3 nedenden birini beklerken 3′ü aynı ayda oldu. Son zamanlarda sıkılıyorduk ve 2009 haziran mayıs ayından itibaren çok hızlı bir şekilde artan bir müşteri kitlesiyle beraber günde verdiğim ders sayısı 10-12′lere çıkmıştı. 2009 Ekim’i,nde 4 haftalık hamile olduğumu öğrendim. Şimdi 6 aylık hamileyim. Çocuğumun bize bile artık küçük gelmeye başlayan bu stüdyoda büyümesi çok zor olacağı için ev ve işi ayırma kararı aldık. Buna yönelik evimizi tuttuk. Derslerimizde de benim yükümü alacak bir Eğitmen arkadaşım Sonay ile anlaştık. Evi stüdyoya çok yakın bir yerde tuttuk. Araba ile 2 dk. sürüyor. Yürüyerek 10.dk. Süper oldu yani :) )

Son olarak, Ev Pilates’in konseptinde bir değişiklik olacak mı? Ev Pilates için gelecek planlarınız neler?

Ev Pilates konseptinde bir değişiklik olmayacak. Olduğumuz adreste boşalan odamızı da stüdyoya çevirerek bir müddet daha burada olacağız. Sonraki aşamalar yoğunluk durumumuza göre gelişecek. Ama gerçek olan ve Ozan ile de konuştuğumuz şey hep bir apartman dairesi ya da müstakil bir villa da bu işi götürme isteğimiz ve ilk günkü heyecanımızı hiçbir zaman kaybetmeme düşüncemiz.

Blog Widget by LinkWithin

Popularity: 13% [?]

Bir yorum yazabilir, sitenizden takip edebilir ya da RSS kaynağı ile yeni içerikleri takip edebilirsiniz.

4 Yorum »

  • merve bostancı said:

    oh valla sabah sabah pek bi keyifle okudum röportajı. sabah çayı elimde, işyerinde “bir gün ben de kurtulucam burdan” hayali içinde. nerdeymiş bu ev pilates bakiim. tam da bana göre bişey.

  • esra aycan (author) said:

    merve hanım Ev Pilates’in yeri Etiler’de. İletişim bilgileri kendi web sitelerinde var. buradan bakabilirsiniz adrese: http://www.evpilates.com

  • ömer bahren said:

    ben sevdim röportajı. çok gerçekçi anlattıkları şeyler. başarılarınızın devamını dilerim..

  • emriye teyze said:

    sevgili EVRİM.başarıyı hakedecek yapıda bir sevgi yumağı.çok mutlu oldum.başladığı gibi güzel devam etmesini diliyorum.

bu yazıyla ilgili bir fikriniz var mı?

Lütfen aşağıdaki bilgileri eksiksiz doldurarak yorum gönderin...

Bu etiketleri kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Untitled Document