Kriz çalışma hayatını ‘esnet’ti

Ekonomik krizin etkilerini en aza indirgemek isteyen şirketler çareyi, esnek çalışma modellerinde buldu. Araştırmalara göre her iki şirketten biri, esnek model uygulasa da bu uygulama Türkiye’de hala tartışmalı
Vergi ve danışmanlık hizmeti veren uluslararası şirket KPMG’nin İngiltere ofisi, ekonomik krizin zirve yaptığı dönemde yöneticilerinin aldığı kritik bir kararla ters esen rüzgarı geri çevirmeyi başardı. Şirket hem krizde maliyetleri en aza indirmek hem de deneyimli elemanlarını rakiplerine kaptırmamak için bir dizi önlem paketini hayata geçirdi.
Yalnızca İngiltere’de yaklaşık 11 bin çalışanı bulunan şirket yönetimi, dileyen çalışanlara maaşlarından yüzde 20 kesintiyle haftada dört gün çalışma, yüzde 30 kesintiyle mini bir tatil programına katılma, her iki seçeneği birden değerlendirme ya da mevcut sözleşmelerine bağlı kalma seçenekleri sundu. Amaç ise ‘esnek çalışma programları’ sayesinde çalışanları kaybetmeden, maaşlarından gönüllü olarak feragat etmelerini sağlamaktı. Sonuç mu? Hem kadın hem de erkek çalışanların yaklaşık yüzde 80’i, bu seçeneklerden birine “evet” dedi ve şirket krizde, personel sayısı azaltmadan tasarruf etti!
Uzmanların, çalışan memnuniyetini ve performansını artırdığı konusunda hemfikir olduğu esnek çalışma sistemini özellikle kriz döneminde acil çıkış olarak gören yalnızca KPMG değil. Dünya devi British Telecom (BT) da, çalışanlarına esnek çalışma imkanı vererek dileyen personelini home office (evden çalışma) sistemine entegre ediyor. Üstelik BT bunu ölçümleyerek sistemin etkinliğini değerlendiren ender şirketlerden. Buna göre evden çalışan 14 bin 500 elemanının ofistekilere nazaran yüzde 20 daha etkili olduğunu belirten BT yönetimi, bu sistem sayesinde yıllık ofis giderlerini 500 milyon pound düşürmeyi de başarmış.
Yönetim danışmanlık firması Hay Group’un yaptığı bir araştırma da, şirketler her ne kadar geleneksel çalışma sistemlerini korumaya çalışsalar da esnek çalışma saatlerinin özellikle kriz dönemlerinde çalışanı elde tutmanın en kolay yolu olduğunu ortaya koyuyor.
Çalışanı elde tutma yolu
US Families and Work Institute’un başkanı Ellen Galinsky “Büyük şirketler esnek çalışmayı yetişmiş elemanlarını elde tutmanın bir yolu olarak görüyor. Ancak bu sistem hem çalışan hem de işveren için aynı kurallara sahip olmalı” diyor. Peki krizin yeniden gündeme getirdiği esnek çalışma sistemine Türkiye’de şirketlerin ve yöneticilerin bakış açısı nasıl? Bu konuda en güncel bilgiyi Türkiye’nin önemli sivil toplum kuruluşlarından Türkiye Personel Yönetimi Derneği’nin (PERYÖN) yayınladığı araştırma sonuçları veriyor. Yaklaşık 100 şirketin katılımıyla gerçekleştirilen araştırma, kriz döneminde şirketlerin yüzde 45’ini işe geliş ve çıkış saatlerinde “esnek çalışma” uygulamasını tercih ettiğini ortaya koydu. Bir diğer esnek çalışma modeli olan home – office (evden çalışma) uygulamasına ise her beş şirketten birinin “olur” verdiği ise araştırmanın dikkat çekici bir diğer sonucu. Yine aynı araştırma, yüzde 43 oranda şirketlerin part – time (yarı zamanlı) personel çalıştırmayı tercih ettiğini de ortaya koydu.
En çok yeni nesil rağbet ediyor
Batı’nın büyük şirketleri tarafından, krizin olumsuz tablosundan çıkış için kullanılan esnek çalışma uygulamalarının Türkiye’deki örnekleri de her geçen gün artıyor. Sistemin en eski uygulayıcılarından IBM Türk, çalışanlarına yalnızca işe giriş – çıkış saatlerinde değil, çalışılan yer konusunda da esneklik sağlıyor. IBM çalışanları -işinin gerektirdiklerini en az ofisteki kadar verimli ve etkin yerine getirmek şartıyla tabii- diledikleri yerde çalışma hakkına sahip. IBM’in farklı bir ofisi ya da müşterilerin büroları kullanılabileceği gibi ev, kafe veya havaalanı, uçak gibi yolculuk mekanları da olabiliyor.
IBM Türk İnsan Kaynakları Bölüm Müdürü Aylin Gürer, esnek çalışma modelinde verim düşmeden çalışılabilmesinin nedenini, günümüzdeki e-business teknolojilerine bağlıyor. İnsan kaynakları alanında danışmanlık hizmeti veren Net Danışmanlık şirketinin kurucu ortağı Mükrime Alptekin de, krizin etkilerini en aza indirgemek ve verimliliği artırarak tensikatın önüne geçebilmek için esnek çalışma saatlerine ve yarı zamanlı çalışma uygulamalarına geçtiklerini söylüyor.
Elginkan Holding İnsan kaynakları Müdürü Dr. Habibe Akşit ise özellikle inşaat gibi krizden etkilenen sektörlerde esnek çalışma modelinin kaçınılmaz olduğunu söylüyor: “Krizde işten çıkarmaları son çare olarak gördük. Bunun yerine esnek çalışma modellerini devreye soktuk. Çalışanlara birikmiş izinlerini kullandırmak ya da kısa çalışma yaptırmak da diğer alternatifler oldu.”
İşlerini kaybetmektense sistemi kabul ediyorlar
Şirketlerin krize alternatif olarak ürettikleri yeni iş modellerini ve PERYÖN araştırmasını değerlendiren insan kaynakları ve yönetim danışmanlık şirketi Prometheus’un yöneticilerinden Emine Karan, sonuçları şaşırtıcı bulmuyor. Krizde şirketlerin öncelikli olarak çalışanlarına birikmiş ücretli izinlerini kullandırdığını, ardından da ihtiyaca göre çalışma sürelerini yeniden düzenlediğini söyleyen Karan, kriz döneminde en azından işten çıkarmaları geciktirmek ya da daha az çalışanı işten çıkarmak için esnek çalışmanın alternatif bir yol olarak kullanıldığını ifade ediyor: “Satış ağırlıklı şirketler bile krizde esnek çalışmayı gündeme getirerek yoğun günlerde çalışıp, satışın durgun olduğu günlerde çalışanları ücretsiz izinli olarak gösterdi. Bu yöntemle, şirketler hem sabit ücret maliyetlerini hem de çalışanın şirkette bulunduğu süre içinde oluşan sabit giderleri kontrol altına alabildi. Çalışanlar da işlerini tamamen kaybetmektense, bu sistemi kabul etti.”
Esnek çalışma modellerinin kriz dönemindeki en önemli etkisini ise çalışanların gelir kaybına uğramış olmalarına rağmen gelirlerindeki sürekliliği kaybetmemeleri ile açıklıyor Emine Karan. Ancak esnek çalışma modellerinin yalnızca krizle değil, yeni kuşak çalışanların beklenti ve talepleriyle ortaya çıktığının da altını çiziyor. Özellikle yeni nesil için iş – yaşam dengesinin oldukça önemli olduğuna ve iş sözleşmelerinde yer aldığına değinerek, esnek modeller aracılığıyla verimlilik ve performansın arttığını vurguluyor.
İstihdamı artırmaz
PERYÖN tarafından yapılan araştırmanın sonuçlarına farklı açılardan bakan uzman görüşleri de yok değil. Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Seyfettin Gürsel, bu isimlerden biri. Anket sonuçlarını biraz ‘abartılı’ bulduğunu söyleyen Gürsel, esnek çalışma modellerinin henüz Türkiye’de yeteri kadar anlaşılmadığı görüşünde: “Ankette yer alan esnek çalışmanın iki şekli, işe geliş çıkışlarda esneklik ve home – office uygulaması, istihdamı artırmaz. Ancak işyeri verimliliğine olumlu etkisi olabilir. Buna karşılık part – time çalışma sisteminin, kadın çalışanların işgücüne katılımını artırdığını örneklerden biliyoruz. Fakat yeni yasaya rağmen Türkiye’de part – time yaygınlaşmadı.”
İnsan kaynakları danışmanlık şirketi Select KRM’nin Genel Müdürü Kerim Paker ise esnek çalışmanın Türkiye’de uygulama alanının dar olduğu savunuyor. Yurtdışında proje ve döneme göre çalışanların esnek çalışma modellerine yönlendirildiğini belirten Paker, Türkiye’de özellikle otomotivde esnek çalışma sistemine ihtiyaç duyulduğunun altını çiziyor. Paker’e göre yasaların esnek ve dönemsel çalışma önünde engel olması, birçok sektörde maliyetlerin yükselmesine neden oluyor.
Kanundaki yeri ne?
Peki Türkiye’de ağır aksak da olsa şirketlerin gündemine giren esnek çalışma için yasalar ne diyor? Hukukçu Mehmet Cemil Özden, literatürde çeşitli esnek çalışma uygulamalarının olduğunu ve bunların bir kısmının da 4857 sayılı İş Kanunu ile mevzuata girdiğini hatırlatıyor. Özellikle ekonomik krizin ardından firmaların ayakta kalabilmek adına esnek çalışma modelini tercih ettiğini söyleyen Özden’in eleştirisi ise sistem nedeniyle -başta iş güvencesi olmak üzere- sürekli ve sabit bir gelir edememeleri gibi çalışan hakları yönünden bazı olumsuzlukların da ortaya çıktığını savunuyor. Bu nedenle de sendikalar ve çalışan haklarını savunan sivil toplum kuruluşlarının esnek çalışma uygulamalarına karşı çıkmasını “olağan” karşılıyor. Bu nedenle de hem iş hukukundaki mevcut esnek çalışmaya ilişkin hükümlerin uygulanmasında hem de yeni uygulamalarla yapılacak düzenlemelerde, iş dünyasının ihtiyaçları dikkate alınırken, çalışanların da haklarının göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor.
Avukat Zeki Pekgenç ise konuya farklı bir açıdan yaklaşarak hem çalışanları hem de şirketleri esnek çalışma modelleri konusunda uyarıyor. Pekgenç, yeni iş kanunuyla, işin yapıldığı yerin ofis ya da fabrikalardan bağımsız kılındığını, işle ilgili herhangi bir çalışmanın yürütüldüğü her yerin, o zaman aralığında işyeri statüsünde yer aldığını söylüyor. Yani kanuna göre evden çalışan bir kişi çalışma saatleri süresince, ‘tıpkı işyerindeymiş gibi’ kabul ediliyor. Örneğin evden çalışan birinin bu süre zarfında geçirdiği kaza, yeni uygulamalara göre “iş kazası” statüsünde yer alıyor. Ancak Pekgenç hem işvereni hem de çalışanları uyarıyor: “Esnek çalışmanın kapsamının ve sınırlarının ne olduğu mutlaka iş sözleşmesinde açıkça yer almalı.”
İK YÖNETİCİLERİ NE DİYOR?
Belgin Ertam / Microsoft Türkiye İK Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı“Takım çalışmasından kopmamak lazım”
Microsoft’ta personelin hangi saatler arasında çalışmak istediği tamamen kendi kararlarına bağlı. Haftanın bazı günleri evden çalışma tercih edilebiliyor çünkü böylece ulaşım ve trafikte geçen zamandan tasarruf edilirken verimlilik artışı da sağlanıyor. Esnek çalışmayı tercih edenler, ihtiyaç duyuyorlarsa çalışması gereken saatten daha fazla mesai harcayabiliyor, gerek duyduğunda ise zamanını iş dışı faaliyetlere harcayabiliyor. Bu tip çalışmanın dezavantajı, bazen çok fazla esnek modelde ve uzaktan çalıştıklarında elemanlarımızın takım çalışması yapabilme ruhundan uzaklaşabilmeleri. Bunu önlemek adına, şirket içi iletişimi artıracak imkanları daha fazla kullanmaya özen gösteriyoruz.
Nazlı Bahar Abdullahoğlu / Nexum Boğaziçi İK Yöneticisi“Devamsızlık azaldı”Esnek çalışmanın özellikle kriz dönemlerinde çalışanları şirkette tutmanın kolay yolu olduğunu gösteren araştırmalar var. Nexum’da, belirlenen günlük çalışma süresi içinde çalışanlarımız işe giriş – çıkış, öğle yemeği, ara dinlenmeler gibi saatleri kendileri belirler. Ekibimizi, dokuz – altı çalışma sistemiyle sınırlamanın doğru olmadığını düşünüyor ve yoğun tempo içindeki çalışanlarımıza esnek çalışma şartları sunuyoruz. Böylece devamsızlık oranı azalıyor, çalışan memnuniyeti ve bağlılığı artıyor.
kaynak: http://www.haber1.com/
Popularity: 10% [?]
Bir yorum yazabilir, sitenizden takip edebilir ya da RSS kaynağı ile yeni içerikleri takip edebilirsiniz.














bu yazıyla ilgili bir fikriniz var mı?