evdeki devler

homeofis çalışmayı kimler destekliyor? örnekler, çalışma şekilleri…

evdeofis mekanları

evdeki ofisler için alternatifler, dekorasyon önerileri, verimli çalışma ortamları ve daha fazlası

işe yarar şeyler

homeofis çalışmanın dezavantajlarını gideren işe yarar şeyler,fikirler,öneriler,haberler…

makale avcısı

Evden çalışmak üzerine yazılmış, söylenmiş bir çok şey var. Araştırmalar, makaleler, tartışmalar…

online servisler

homeofis çalışanlar için işlerini kolaylaştırabilecek internet tabanlı servisler

Anasayfa » haftanın konuğu, homeofis iş fikirleri, makale avcısı

“secret diye bir şey varsa, sen ispatısın!”

3 Ağustos 2009 10 Yorum

Yan odadaki play stationdan, Need For Speed Carbon‘un hız sesleri yükselirken, mutfakta sabah pişirilen ekmeğin tazecik kokusu hala evin içinde, yeni yıkanan çamaşırların çiçek kokusuna nazik bir reveransla geçit açıyor. Kedisi Duman gri tüylü kuyruğunu, mor örgü yumaklarına sarmalıyor. İçinde t-box‘un yolculuk yastığını da sakladığı seyahat çantası kapıya yakın, ansızın gezesi gelebilir Denizkızı‘nın. Daha dün en sevdiği cafede tiramisu eşliğinde kahvesini yudumlarken okuduğu kitabın son satırları bitmiş, şimdi kırmızı ajandasıyla aynı boydaki, beyaz mini mini netbook’unda okunacaklar listesini karıştırıyor. İstiklal’de sık sık uğradığı kitapçı, 389 numara Robinson Crusoe’un raflarında onu bekleyen yeni yeni öyküler var. Oysa diğer taraftan Lost‘un sezon finalini izleyince, keyiften ve adrenalinden beyninde çakan şimşeklerin hala canlı kalan okları, sevdiceği ile izleyeceği sinema filmlerinin dvdlerini işaret ediyor. Dvd’lerin yanında ise Türkçe’ye çevrilmeyi bekleyen dosyalar var.

Zaman hepsine yetecek kadar çok, hepsine sıra gelecek kadar verimli yaşıyor hayatı. Ama şimdi yaz gecesinde, serin yatağa uzanıp uyuma zamanı…ertesi gün erkenden güzel bir homeoffice gününe daha uyanacak Denizkızı

Hani alerjileri anlatan, ya da suyla çalışan otomobillerden bahseden belgeseller vardır. Zapping yaparken sadece bir karesi ilginizi çeker, sonra takılıp, saatlerce oturup izlerseniz. Konusu, renkleri, çekim açıları belki de sadece sözcükleridir sizi cezbeden. Herkesi başka bir detaydan yakalayan ve sürükleyen belgeseller. Eskiden, Digitürkler ırkı dünyayı sarmadan önce, Şahan‘ın da bolca taklidini yaptığı alttan ingilizcesini duyduğunuz üstten sekronizasyonu kayan türkçe yamalı belgeseller vardı trt kanallarında. Şükür ki artık bolca, harbi türk yapımı, ya da gayet türkçeleştirilmiş belgesellere rastlıyoruz.

İşte o belgesellere emeğini katan, kelimeleri anadilinden Türkçe’ye çevirip ilmek ilmek işleyen Denizkızı‘nın evdeofis dünyasına sızdık bu hafta. Kişisel blogundaki homeoffice ile ilgili yazısı “evden çalışmak bir yaşam tercihidir” tezimize somut bir delil oldu. Blogunu karıştırdıkça evine, evden yürüttüğü işine ve hayatındaki herşeye aşkla bağlı olan Denizkızı’nı daha da yakından tanımak istedik. O herşey mükemmel olsun diye kendini parçalayanlardan değil, kendi deyimiyle maharetablalardan hiç değil. Ama hayatı en verimli, zamanı en geniş haliyle yaşamayı başarıyor. Peki nasıl başarıyor bunu? …blogunu karıştırırken soruların ardı arkası geliyor işte.

Şimdi orada, ekranın karşısında, “ben de böyle yaşamak istiyorum” diyenler varsa, bu söyleşimiz sizin için:

Benim kısacık ömrüm için uzun bir süre teşkil eden bir yıl süresince, her sabah gittiğim, alıştığım, emek verdiğim yerden ayrıldım. Çekmecede kalemlerimi, askıda şalımı, dolapta elma çayımı bıraktım…
Neredeyse 1 yıl önce çalıştığınız işyerinden ayrıldığınızda bu satırları yazmışsınız blogunuza. Elma çayımı bıraktım, demişsiniz ya, biraz dokunaklı geldi bana. İçimiz burkulmadan güzel başlangıçlar için cesaret bulamıyoruz galiba. Bir işyerinde mesaili çalışmayı bırakıp, bağımsız olarak evden çalışmaya nasıl karar verdiniz?

:) Elma çayı dokunaklıydı sahiden. Balık burcuyum ben, her şeyi buna bağlamak doğru mu bilmem ama çabucak bağlanırım. Neyse ki, kopmakta zorlanmıyorum:) Orada boğulmama rağmen, kendi dünyamı kurabilmiştim yine de. Ayrılma kararı, aslında başladıktan kısa bir süre sonra düşünüp durduğum bir şeydi. Ama ne yapmam gerektiğini bulamıyordum. Bir kere yetişemiyordum, zaman bereketsiz, yemekler tatsız, sabah hızla geçirilmiş bir kıyafet, akşam yorgun argın bir kadın. Trafik, kaos, fotokopi makinesi, susmayan telefonlar, insanların ego savaşları bana göre değil, o kadar sert olamıyorum ve daha doğrusu olmayacağım. Kozama çekilebilmeliyim istediğimde, sanatla, çiçeklerle, kedilerle ilgilenebilmeliyim. Nisan yağmuru yağıyorsa kaçırmamalıyım, özel günleri unutmamalıyım. Dondurulmuş yemekleri mikrodalgada ısıtıp ona yemek diyemem ben, güzel ve keyifli bir sofra hazırlayabilmeliyim, aceleye getirmeden, tadını çıkararak, en cici peçeteleri çekmeceden çıkararak…

Sevgilime –ki aynı zamanda eşim olur kendileri:)- gün içi attığım bir mesaj vardı “solan çiçekler gibiyim burada” diye… Yanlış anlaşılmasın, iş ortamım çok güzeldi, bir çok kişinin içinde olmayı şans kabul edeceği türdendi, öğrencilerimi çok seviyordum, ama benim ruhuma uygun değildi. Bir yandan çalışmayı da çok istiyordum. Çantama, molalarda okumak için kitap, boş vaktim olursa diye örgü şişleri, sandviçler, dinleyecek müzikler sığdırıyordum. Aslında, şimdi düşününce, galiba ben orayı eve dönüştürmeye çalışıyordum:) Çok yakın bir arkadaşıma sürekli “benim evden çalışmam lazım, yok ben yapamıyorum böyle” diye anlatıp duruyordum. Hatta sonrasında hayatımdaki bu değişikliği “secret falan diye bir şey varsa sen ispatısın” diyerek yorumladı. O dönem, işsiz kalmak istemiyordum pek. Sonra şunu düşündüm, içinde bulunduğum bu durumu bırakmazsam, yeni bir kapı açılmayacak. Bir şeye son vermeliyim ki, yeni bir şey başlasın. Hayatımda hep şimdiye dek öyle oldu. Ve bu tür seçimlerimin sonucu hep güzel oldu. E öyleyse, kestirip atmalıyım. Böylece “bakalım günler ne gösterecek” hissiyle bıraktım. Sonra gerçekten de birkaç hafta içinde, tesadüfen ve denize atılmış bir mektup gibi yolladığım bir maile cevap geldi ve hayalimdeki işe başladım:)

Şimdi evde özel ders veriyor ve bir dublaj stüdyosu için homeoffice çevirmenlik yapıyorsunuz. Eğitiminiz ya da önceki işiniz yabancı dil üzerine miydi? Yoksa varolan yeteneklerinizi değerlendirmek için mi bu alanda çalışmayı tercih ettiniz?

Evet eğitimim ve önceki işim yabancı dil üzerineydi. Dil meselesi çok zevkli şimdi yeni bir tane öğrenme heyecanındayım.
Onun dışında bir yıl kadar aldığım, bana şimdi yaptığım işlerde de farklı bir bakış açısı kazandıran bir sinema-tv eğitimim var.
Özel ders konusuna gelince, onda da eve gelen öğrenciyi tercih ediyorum mesela. Homeoffice esas yani:)

Yabancı dili çok iyi olan ya da bu konuda eğitim almış ve evden özel ders vermek isteyen birçok kişi var. Ama ders verecek kitleyi bulmak çok zor oluyor. Siz üstüne üstlük bir de bir dublaj stüdyosu için çalışıyorsunuz. Bu işi ve öğrencileri bulmak için nasıl bir yol izlediniz?

İşimi şans eseri buldum. Benim esin perim diyebileceğim bir arkadaşım vasıtasıyla, bir kahve sohbetinde konuşurken çıktı ortaya…

Öğrenciler konusundaysa, kulaktan kulağa yayılmanın gücüne inanarak buluyorum. Benim için her biri değerlidir ve özeldir, çalışmalarımız bittikten sonra da genelde dostluğa dönüşen diyaloglarımız olur, zaten elektriğimiz tutmazsa baştan hiç başlamam. Her şeyleriyle ilgilenmeye çalışırım ve şimdiye dek karşılıklı gayretlerimiz sonucu güzel sonuçlar aldık hep. Karşıma iyi niyetli, doğru amaçları olan insanların çıkmasını diliyorum bütün kalbimle o kadar, bunun dışında yaptığım özel bir şey yok.

Sanıyorum ki çevirmenlik, bir cümleyi olduğu gibi türkçeye çevirmekten daha fazlasını gerektiriyor. Yabancı dile hakimiyet kadar çevirinin konusuna, hatta o dilin kültürüne bile hakim olmak gerekiyor. Bunlar olmadan yapılan çevirinin kalitesini Google çeviri hizmetiyle ortaya çıkardı zaten :) Siz işinizi daha iyi yapabilmek için kendinizi nasıl geliştiriyorsunuz? İşinizle ilgili internette üye olduğunuz ya da takip ettiğiniz kaynaklar var mı?

Evet dediğiniz doğru. Ben daha iyi olmak için ne yapıyorum diye düşününce, öncelikle çocukluğumdan beri kitap kurduyum ve bunun faydasını kesinlikle gördüm, görüyorum. Sonra, elimin altında imla klavuzu, sözlük, dil bilgisi kaynakları mevcut ve sıklıkla karıştırırım. Forumlar, dergiler, mail grupları bunları takip ederim ve faydalanmaya gayret ederim. Ben iyi bir öğrenciyimdir, buna inanıyorum ve her konuda bunun faydasını görüyorum.

Evden çalışmak, herşeyden önce disiplin gerektiriyor. Dışardaki işyerlerinde senelerini harcamış biriyseniz evde çalışmaya adapte olmak gerçekten kolay değil. Siz neler yaşadınız, bocaladınız mı ilk zamanlar?

Bocalamam kısa sürdü çünkü ben tam tersinde bocalamıştım. Sitenizin sloganı var ya “eviniz kalenizdir” aynen öyle:) Tabi ki ilk başlarda, zaman sorunu yaşadım, insanlara ifade etmekte güçlük çektim. Ama yavaş yavaş oturuyor her şey. En büyük motivasyonum, sevgilim. Elinden geleni yaparak benim için yaşamı kolaylaştırır. Ve de dünya tatlısı bir patronum var. İnsanı motive eden, çalışmaya sevk eden… Şanslıyım bu konuda, çok.

Tek sorun, gerçekten evde kaldıkça, ev kolun, bacağın gibi bir şey oluyor sanki, çıkamıyorsun, çıkamaz oluyorsun. Hani her şeyi evde yapmalısın gibi bir deliliğe kapıldığın oluyor. Geçenlerde yürüyüşe ihtiyacım olduğu için, internetten koşu bandı bakarken buldum kendimi. Evden çıkıp düzenli yürüyüşler yapabileceğimi tamamen unutmuşum:) Sürekli evde olmayı sevseniz de, bazen sıkıntılı olabilir, ben sık sık yolculuğa çıkarak o noktaya gelmemeye çalışıyorum.

Günlük yaşantınızda çevrenizdeki insanlar, evden çalışarak nasıl bir iş başardığınızın farkında mı? Türkiye’de özellikle eğitimli kadınların evlendikten sonra, meslekleri ile alakalı ya da alakasız konularda evden çalışmaya devam etmesi, aile ve yakın çevresi içinde çok da değerli olarak görülmüyor. Hani kendi okuduğu işe devam etseydi şöyle olurdu, böyle olurdu seneryoları akıllarının bir köşesinde kalıyor hep. Peki siz kendi çevrenize homeoffice çalışan başarılı bir kadın olduğunuzu kabul ettirebildiniz mi?

Evet yakın arkadaşlarım, sevgilim farkındalar ve saygı duyuyorlar. Beni anlayan ve sahiden tanıyan insanlar “evet ya tam senlik” gibi yorumlar yapıyorlar. Çünkü ben hep bu tür yollardan yana kullandım tercihimi. Bunun dışında, örneğin 75 yaşındaki ananem hala, “ne iş yapıyorsun kızım sen, evde yapılan işle para mı kazanılır?” diyor, ben de ona bu yaşında, evden çıkmadan kazaklar, patikler örerek, kendisinin de aslında uzun yıllardır farkında olmadan bir homeoffice kahramanı olduğunu örnekler vererek anlatıyorum:)

Çalışırken ev içinde küçük kaçamaklar yapıyor musunuz? Kelimeler arasında boğuşurken takıldığınız yerde kafanızdaki sıkışıklıktan sizi kurtarması için ilk yaptığınız şey ne oluyor? Ev dışında yapmayı en çok sevdiğiniz şey nedir?

Evet yapmaz olur muyum? Belki bazen haddinden fazla Ben biraz değişkenim bu konuda, bazen öyle bir gün oluyor ki sayfalarca, nefes almadan iş çıkarıyorum, bazense tıkanıp kalıyorum, işte o günlerde, güzel bir film izliyorum, çiçeklerimi suluyorum, gitarımı tıngırdatıyorum, örgü örüyorum, biraz kitap okuyorum, evde bir şeyler boyuyorum. Ya da her şeyi öylece bırakıp, mutfağa giriyorum, minik ekmeklerin, leziz salataların ardından, kendime bir milkshake hazırlayıp bir dizi izliyorum, şu sıralar cosby show ve gilmore girls’e takılmış durumdayım:) Mutfağı çok seviyorum, bazen oraya sığınıp fırındaki muffinlerimin pişmesini beklerken çalıştığım oluyor. Yemek yapmak en sevdiğim uğraşlardan biri.
Yapacak bir çok şeyim vardır benim, sevdiğim insanlarla vakit geçirmek kadar, yalnız kalmayı da çok severim. Ev dışında yapmayı en çok sevdiğim şeyler, bir ağaç gölgesinde oturmak… Yürümek… Kitap alışverişi yapmak… Fotoğraf çekmek… Sinemaya gitmek… Sevgilimle vakit geçirmek… Pazar gazetelerini, lemanyakları alıp Üsküdar’daki salaş, tahta sandalyeli kahveye gitmek, vapura binmek, adaya kaçmak… Bir çok şey sayabilirim… Kelimelerime, Gülhane parkı ağaçları, Asmalımescit keyfi, Salacak rüzgarı’ı, Galata köprüsü günbatımı çok sık bulaşır.

Ve en çok sevdiğim başka bir şey de; seyahat etmek.

Evden çalışanlar aynı zamanda mobil bir hayat sürüyor. Teknoloji iş yapış şeklimizde en büyük yardımcımız. Sizin vazgeçemediğiniz teknoloji araçları neler? Şunlar olmadan evden çıkamam, ya da bunlar olmadan çalışamam dediğiniz teknoloji ürünleri hangileri?

Ben teknolojiye bayılıyorum. Yepyeni oyuncaklara para dökmeyi çok seviyorum. Alışverişin en çok bu türlüsü hoşuma gider.
Eğer çalışmayı da planladığım şekilde evden çıkıyorsam, tontini netbook’um ve kırmızı ajandam tabi ki. Ve işimle ilgili olmasa da, fotoğraf makinem. Önceden cep telefonum da bu kategoriye girerdi ama, geçtiğimiz yıl boyunca telefonsuz yaşayarak bunu aştım:)

Mobil hayat benim için büyük avantaj çünkü eşim turizmci. Minik bir sırt çantasıyla ona ayak uydurabiliyorum, ki bu bizim yaşam biçimimiz için oldukça önemli… “İzin alamam”, “çok yoğunum”, “ertelesek” gibi cümleler bizde tabu kelimeler:) Ve onun seyahatlerine, kendi işimi de yanımda götürerek eşlik edebilmek büyük bir keyif. Çünkü evimi ne kadar sevsem de, O yokken ev, ev değil.

Evden çalışarak başarılı olmadaki en önemli kriterler neler? Sizce karakterle ilgili bir durum mu bu? Yani şu tip insanlar evden çalışırsa başarılı olur diyebilir misiniz?

Evet kesinlikle karakterle de ilgisi var. Bir kere, sevmek bence en önemlisi. Çünkü bazı insanlar var, “ay boğulurum ben öyle”, “bütün gün sıkılır insan” diye düşünüyor. Ki kendilerine göre, haklılar da. Ama işte bu tamamen tercih meselesi. Bazı insanları mutlu eden, o telaş, o koşturma, o panik hali. Bazıları bunun için yaratılmış, orda olmalılar, öyle bir enerjileri var. Bu, yani evde ofis, en doğru çalışma sistemi demiyorum, benim deneyimlediğim kadarıyla, benim gibiler için en doğru çalışma sistemi diyorum. Gelecekte de “çocuğum mu kariyerim mi” ikilemini yaşamak istemiyorum mesela. Öyle bir yol ayrımına gelip, her iki seçeneği de üzücü bir karar vermek istemiyorum.

Ben şimdi, hayatımın bu ritminden, seçtiğim bu yoldan çok mutlu ve memnunum.

Bir çeviri işi aldığınızda, ya da iş muhabbetinin döndüğü bir arkadaş ortamında, homeoffice çalışmakla ilgili karşılaştığınız tepkiler var mı? Birini paylaşabilir misiniz?

Klasik, homeoffice çalışan diğer arkadaşlarımın da aldığı tepkilerden farklı olduğunu sanmıyorum. “E evde misin hep şimdi?”, “sıkılmıyor musun bütün gün?” Sanırım bütün gün evde televizyon izlemek gibi bir iş yaptığımızı zannediyorlar. Ve en sinir bozucu olan, “ne güzel ev işleri de aksamaz.” Bu nasıl ve hangi anlamda bir teselli anlamak güç:) Bir kadının başlıca görevi evidir ve ne olursa olsun aksamamalıdır ve kariyer planı hayatındaki erkeğe göre yapılmalıdır mantığı:) Gülüp geçiyorum ne yapabilirim:)

Evden çevirmenlik yapmak isteyenler için neler tavsiye edersiniz? Nasıl bir sistem oturtmalılar, nelere dikkat etmeliler?

Düzenli olmak, erken uyanmak, uykucu ve miskin olmamak en önemli şeyler. Planlı olmak. Bir de “hayır” demeyi bilmek. Herhangi bir şeyde başarılı olmanın tek kuralı olan, “tutku ve sevgi”ye sahipseniz, her şey kolay.
Başka..? Evde olduğunuz için her an sizi meşgul edebileceklerini düşünmemeli insanlar, siz baştan sınırı çizerseniz, insanlar da saygı duymayı öğrenir ve biriken işleri uykusuz gecelere sığdırmak zorunda kalmazsınız.

Blog Widget by LinkWithin

Popularity: 36% [?]

Bir yorum yazabilir, sitenizden takip edebilir ya da RSS kaynağı ile yeni içerikleri takip edebilirsiniz.

10 Yorum »

  • Ayça Karaoğlan said:

    Galiba okurken en çok kendimi bulduğum evde ofis hikayesi seninki DenizKızı :)

    Evde olmak bizim gibi insanların ruhlarını besliyor.

    Seni tebrik ediyorum. Hep mutlu, hep umutlu ve başarılı ol…

    Sevgilerimle…

  • Delfina said:

    Sevgili Denizkızı,

    Bizler,homeoffice olayının ciddiyetini seninle anladık.Yurtdışında çoğu kadın evden çalışıp para kazanıyordu ama bizim ülkemizden var mıydı birileri bilmiyorduk.Sayende bu işin saygı duyulması gereken bir meslek olduğunu gördük Denizkızı…

    Neşeli,samimi ve özgüven dolu röportajın için seni tebrik ediyor,kucak dolusu sevgilerimi yolluyorum…

  • sardunya said:

    Eski beni gördüm bir daha yazdıklarında. Bir de gelecekteki beni:) Şimdiki ben ise çocuklara emanet:)
    Seni çok seviyorum denizkızım.

  • merve bostancı said:

    haftanın röportajını heyecanla bekliyordum. yine çok keyifli bir sohbet olmuş. denizkızı’na keyifli evofis hayatını bizlerle paylaştığı için teşekkürler

  • evdeofis.com » etsy’nin ofisi: Brooklyn’in çarşamba pazarı! said:

    [...] okurken, evdeofis.com’da bu haftanın röportajında yer alan Denizkızı’nın eski işyeri için “aslında orayı eve dönüştürmeye [...]

  • Vefâ said:

    Tanıdık, tatlı, serin,.. yani keyifli bir sohbet olmuş. Milkshake kısmına takılıp kaldım ben. Sanırım bu türden tatlılar için ikinci bir midem var benim.

    Evden çalışmak, evde üretmek, evini sevmek.. Bunlar da çok çok yakın kavramlar benim için.

    Ama bir hanfendi için sanırım en ideal yol bu. Denizkızı da diyor ya hani : “eşim olmadan, evim ev olmuyor”…

    Eve anlam veren, karakter veren, can veren.. Hanfendiler en çok.

    Teknoloji geliştikçe (ki zaten gelişti yeterince) bu şekilde çalışan hanımlar artacaktır.

    Ama önce var olan sistemin ürettiği dar bakış açısından kurtulmak gerek!

  • hakan güçlü said:

    tebrikler güzel sohbet olmuş. çevirmenlik yapmak isteyenler kıskanacak :P

  • denizkızı said:

    Güzel dilekleri ve yorumları için, herkese bütün kalbimle teşekkür ederim.

    Sevgiler.

  • evdeofis.com » Tchibo, bu hafta “Ofis Keyfi” temasıyla bizi çağırıyor! said:

    [...] Tchibo’nun kahve kokularıyla yakaladığı ziyaretçilerden biri, bizim hikayesine hayranlıkla tanık olduğumuz homeoffice çevirmenimiz Denizkızı olmuş. Şans bu ya Tchibo da bu hafta, tam da bizimle ilgili [...]

  • sinem said:

    Röportajı imrenerek okudum doğrusu… Hem şu anda yaşadığım çelişkiler, bunalımlar hem de gerçekte yaşamak istediğim hayat bir arada anlatılmış… Siz kendinizi solan çiçeklere benzetmişsiniz bense sık sık çalıştığım işte “ruhumun kuruduğundan” söz ediyorum son bir yıldır… Çevirmenlik vb. homeoffice işler için birkaç başvuru yaptım ancak bana geri dönüşü olmadı… Belki de söylediğiniz gibi öncelikle varolan durumu kesip atmak gerekiyor yeni bir başlangıç yapabilmek için ama maalesef her zaman insanın böyle bir şansı olmuyor… Ve belki de bir parça güven ve cesaret… Bende bunlar da eksik olsa gerek bu kadar çok isteyip hala homeoffice bir işe sahip olamadığıma göre… :) Sizi cesaretiniz inadınız ve de başarılarınız için tebrik ediyorum… Yolunuz açık keyfiniz bol olsun :) )

bu yazıyla ilgili bir fikriniz var mı?

Lütfen aşağıdaki bilgileri eksiksiz doldurarak yorum gönderin...

Bu etiketleri kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Untitled Document